ref: refs/heads/v3.0
DOLAR
31,0909
EURO
33,7060
ALTIN
2.026,65
BIST
9.330,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
18°C
İstanbul
18°C
Açık
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
14°C
Salı Az Bulutlu
16°C

Zilzal Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Zilzal Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri
24 Kasım 2023 00:50
39

Zilzal Süresi Tefsiri


“Ey insanlar! Rabbinizden sakının. Zira kıyametin sarsıntısı, korkunç bir şeydir! Onu gördüğünüz gün, her emzikli, emzirdiğinden geçer! Her hamile, karnındakini düşürür! sarhoş olmadıkları halde insanları sarhoş olarak görürsün. Evet, Allah’ın azabı çok çetindir (1)

“Onlar, Allah’ı gerektiğince takdir edemediler. Oysa kıyamet gününde yerküre tamamen O’nun avucunun içindedir, göklerse sağ elinde dürülmüş vaziyettedir! O’nu tenzih ederim; O, ortak koştukları şeylerden yücedir! Sur’a üflenir üflenmez, Allah’ın dilediği kimseler hariç, göklerde ve yerdekilerin hepsi kendinden geçip ölürler… (2)

“Gök yarıldığı, kendisine yaraşır biçimde Rabbine boyun eğdiği; yeryüzü dümdüz edildiği, içindekileri atıp tamamen boşaldığı ve kendisine yaraşır biçimde Rabbine boyun eğdiği zaman: “Ey insan, muhakkak ki sen, Rabbine varmak için çabalayıp dururdun; işte O’na kavuştun denilir (3)

Sur’a birinci defa üflenmesinde, bütün şiddetiyle kıyamet süreci başlayacaktır. Arz’ın, bu evrede dışarı çıkaracağı ağırlıkları, yerin altında ve üstünde taşıdığı her şey; bitkiler, hayvanlar, madenler, lavlar, kaynar sular vs.’dir. Sur’a ikinci defa üflendiğinde arz’ın dışarı çıkaracağı şeyler ise, daha önce ölmüş olan insanlardır.

Tıpkı büyük depremlerde yaşandığı gibi… Ani bir sarsıntının vereceği aşırı derecedeki bir korku ile “Bu yere de ne oluyor ki” dediği zaman.

Birinci Sur’a üflendiğinde, arz’ın haberlerini konuşmasından maksat, “Buna da ne oluyor ki…” diyen ve daha önce kıyamete inanmayan insana arz’ın, o anda ne olduğunu, lisan-ı hal ile anlatmasıdır.

Sur’a ikinci defa üflendiği zaman arz’ın haberlerinden maksat ise, dünya hayatında iken üzerinde işlenenlerin tamamı olmalıdır. Çünkü amel defterleri, basit bir anlayışla, şahsa özgü dünya hayatının bir ekrana yansıtılması, şeklinde düşünülürse, orada görülecekler de arz’ın verdiği haberler olacaktır.

  • Resulüllah (s.a.v) dedi ki: Arz’ın haberlerinin ne olduğunu biliyor musunuz?
  • Sahabiler: Allah ve Resulü daha iyi bilir dediler.
  • Resulüllah: Arzın haberleri, her kulun ve her ümmetin üzerinde yaptığı şeyleri, Bu, şu günde, şu yaptığım iş idi diyerek bizzat görmesidir… dedi.

O halde, her mümin, yapacağı en ufak bir iyiliği küçük görüp de ihmal etmemeli… Elinden geldiğince, üst üste yığılınca büyüyen ve küfre dönüşen suç ve günah sarmalından da sakınmalıdır; özellikle de şirk, küfür, fısk ve nifaktan şiddetle kaçınmalıdır.

“Sura (ikinci defa) üflendiğinde, bir de bakmışsın ki insanlar, kabirlerinden çıkmış Rab’lerine doğru, sel gibi akıp gitmektedirler (4)

“Bir çağırıcı, hoşlanılmayacak şeye çağırdığı gün sen de onlardan yüz çevir. Kabirlerinden çıkıp gözleri öne eğik, yere serilmiş çekirge sürüleri gibi boyunlarını uzatarak çağırıcıya doğru süratle koşarlarken kafirler: “Bugün, çok zor bir gün olacaktır.” derler (5)

Kabirlerinden kaldırılır ve mahşer yerine doğru giderlerken inkar edenler; “Vay be! Bizi bu uyuduğumuz yerden de kim kaldırdı ki?” derken, müminler: “Bu, Rahman’ın vaat ettiği ve elçilerinin de doğruladığı (ölümden sonra diriltilme)dır” derler. “Tek bir sayha ile, bir de bakmışsın ki hepsi huzurumuzda toplanıvermişlerdir (6)

Zilzal Süresinin 8. ayetine verilen şu mana, hem İslam’ın temel ilkelerine aykırı hem de pek çok ayetle çelişki arz etmektedir.

“Kim zerre miktarı hayır yaparsa (ahirette) onu(n karşılığını) görecektir, kim de zerre miktarı şer işlemişse (ahirette) onu(n karşılığını) görecektir (7)“.

Oysa ahiret ve karşılık ya da sevab ve ceza kelimeleri ayette geçmemektedir, bunlar, çeviriyi yapan kimselerin, büyük ihtimalle, dikkatsizlikleri sonucu vaki olmuş hatalarıdır! Çünkü dünya hayatında, ancak mümin olarak salih iş yapan (Nisa 124) ve mümin olarak ölen kimseler yaptıkları iyiliklerin karşılığını ahirette göreceklerdir. Kafir ya da müşrik olarak ölenlerin dünya hayatında “yaptıkları iyilikler ve salih işler ahirette, tıpkı çölde susuzluktan içi yanan kimsenin gördüğü serap gibidir, onlar, ondan hiçbir hayır göremezler… (8)

Şu ayet de aynı şeyi söylemektedir: “İnkar edenlerin amelleri, fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu kül yığını gibidir, onlar kazandıkları hayırdan hiçbir şey elde edemeyeceklerdir… (9) “. “Onların yaptıkları iyiliklerine yönelir, sonra da onları toz olup uçmuş hale getiririz (10)

Bu demektir ki mümin olarak ölmeyenler, yaptıkları iyiliklerin karşılığını / sevabını ahirette görmeyeceklerdir. Kafirlerin amelleri küfürleri sebebiyle tamamen silinmiştir. Büyük günahlardan sakınan müminlerin küçük günahları ise affolunmuştur”

Mümin olarak salih amel işleyip mümin olarak ölen her kimsenin, dünya hayatında işlediği şerrin karşılığını ahirette göreceğini söylemek de Kur’an açısından doğru değildir. Çünkü “sadiku’l-va’d” olan Yüce Allah: “Eğer siz, yasaklanan büyük günahlardan uzak durursanız, Biz de sizin diğer küçük günahlarınızı örter sizi değerli yere/cennete girdiriniz (11)” demiştir.

Bu ayetiyle Allah Teala, müminlerin, büyük günahlardan kaçınmış olmaları şartıyla, küçük günahlarını bağışlayacağını vaat etmiştir. O nedenle müminler için, “Zerre ağırlığınca kötülük yapan kimse, mutlaka ahirette karşılığını görecektir” demek büyük hatadır.

Oysa bu ayet, pasaj bütünlüğü; özellikle bir önceki ayet de göz önünde bulundurularak (siyak-sibak bütünlüğü) halinde okunsaydı bu hataya düşülmeyecekti; çünkü orada şöyle denilmektedir:

“…O gün bütün insanlar, amelleri kendilerine gösterilmek üzere kabirlerden darmadağınık halde çıkarlar; kim zerre ağırlığınca iyilik yapmışsa, (amel defterinde) onu görecektir, kim de zerre ağırlığınca kötülük işlemişse, o da orada onu görecektir.(12)

Biliniyor ki hesap gününde her insana amel defteri sağından ya da solundan verilecek ve onlara: “Kitabını oku! Bugün sen, kendini hesaba çekmek için kafisin (13)” denilecektir…

“Kendisine kitabı sağ tarafından verilen kimseler, onu okuyacaklardır… (14)“. “…Mücrimler: ‘Vay be! Bu nasıl kitapmış; küçük, büyük dememiş bütün yaptıklarımızı sayıp dökmüş!’ diyecekler. Böylece onlar, yaptıklarını en son duruşma ve hesap gününde karşılarında hazır bulmuşlardır… (15)

Kaynak: M. Zeki Duman Beyanu’l-Hak / C: I / bkz: 241-244

(1- Hac Süresi 1-2; Ayrıca bkz Vakia Süresi 4) (2- Zümer Süresi 68-69) (3- İnşikak Süresi 1-6) (4- Yasin Süresi 51) (5- Kamer Süresi 6-8) (6- Yasin Süresi 51-53) (7- Zilzal Süresi 7-8) (8- Nur Süresi 39) (9- (İbrahim 18: Al-i İmran 91) (10- Furkan Süresi 23) (11-Nisa Süresi 31) (12- Yasin Süresi 51) (13- İsra Süresi 14) (14- İsra Süresi 71) (15- Kehf Süresi 49)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.