ref: refs/heads/v3.0
DOLAR
28,8960
EURO
31,4606
ALTIN
1.923,44
BIST
8.026,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
20°C
Pazar Hafif Yağmurlu
11°C
Pazartesi Çok Bulutlu
12°C
Salı Çok Bulutlu
13°C

Unuttuklarınızı Hatırlatmamı İster misiniz?

Unuttuklarınızı Hatırlatmamı İster misiniz?
23 Ekim 2023 13:41
10

Kişisel gelişim adına neler yapabiliriz? Unuttuklarımızı hatırlayalım

  • Pişmanlıklarından mazeret harcı ile güvenlik duvarı örenler.
  • Yollarını köşe başındaki oklara göre ayarlayıp, gidecekleri yere bir türlü varamayanlar.
  • Her söze kulak verip, fikir karmaşasıyla kilitlenme yaşayanlar.
  • Başkalarının istediği gibi olmaktan, kendi benlik semtine henüz adım atamayanlar.
  • Doğru olanın kendi bildiği olduğunu sanıp, zikzak yapa yapa yaşam bohçasını yırtanlar.
  • Sorgularıyla oluşturduğu yanlış yargılarını, doğru soru boyasına sokup, yeni bir renk ve ahenk oluşturamayanlar.
  • Olumlu iz bırakayım derken, başkasının bıraktığı izi bile karıştırıp, sadece insanların yollarını ve kafaları karıştırarak karmaşa oluşturanlar.
  • Oturduğu yerden, en önemli işinin konuşmak ve eksikleri, yanlışları bulmak olduğunu sanarak, çevresindekileri, tenkit ede ede bir şey yapamaz duruma getirenler.
  • Hayat boyu insanları güvensiz ve cesaretsiz bırakan, tenkit ve aşağılama keseri ile evlatlarını sürekli yontanlar.
  • Karşısındakinde bir eksiklik görünce hemen sözleri kaydırak yapıp, onunla muhatabının güvenlik alanına girerek, haklı görünmek istemenin ses yüksekliğiyle, ortalığı talan edenler.
  • Her olayda ve durumda, kendine bakmayı unutup hep karşısındakini gören ve bundan dolayı da iyi iş yaptığını sanıp, arınmamış, lekeli bir yüzle toplum içinde salınanlar.
  • Akıllı olmanın para kazanmak ve rahat yaşamakla eş değer olduğunu sanarak, paranın delik deşik ettiği bedeninden değerlerin akıp gittiğini ve içinin boşaldığını fark edemeyenler.
  • Kendini okumayı bilmeyenin, başkasını okusa bile kara cahil sayıldığını bilmeyenler.
  • Gözdeki ışığı, yüzdeki hüznü, gözyaşındaki çaresizliği göremeyenin, gönül gözünün kapalı olduğunu bilmeyenler.
  • “Ben öyle demek istememiştim, öyle anladıysan o senin sorunun” diyenlerin, anlaşılır olamamanın iletişim kapısına vurulmuş koskoca bir kilit olduğunu ve aslında bizatihi kendisinin sorunu olduğunu bilmeyenler
  • Duayı sadece sonuçlar için yapıp, sebep oluşturma kayığını kullanmadığından, niçin sahile hala varamadığını düşünüp duranlar
  • Bahçıvanın yeni dikilmiş fidelerini sulamak için bilek kalınlığındaki tazyikli suyu, fidelerin köküne tutup hepsinin can damarlarının açığa çıkıp hayattan kopmalarına sebebiyet vermesiyle, aslında hiç sulamaması arasında fark olmadığını bilmeyenler ve bu kuralı çocuklarına da uygulayarak, onlara nasıl bir sıkıntı takdim ettiklerinin farkında olmayanlar.
  • Doğru cevap dairesine, doğru soru merdivenini kullanarak ulaşabileceğini bilmeyenler
  • Toprağın her tohumu arttırarak büyüttüğünü unutup, sürekli olumsuzluk tohumu ekerek, diken ve yabani ot büyütüp sonra da bunlar nerden çıktı diye şaşırıp kalanlar.
  • Eline diken batacak diye ömür boyu gül bahçesine uğramayanların asla gül tutamayacaklarını ve onun güzelliğinden ve kokusundan faydalanamayacağını bilmeyenler ve gül ekmeden gül bitmeyeceğini bilmeyenler.
  • Asık suratlı olmakla ciddi olmanın aynı şey olduğunu zannedip, sürekli etrafına negatif elektrik yayarak, kendisini ve çevresindeki herkesi karanlık içinde bırakanlar
  • Baba olmanın bir eve girip çıkmak ve para kazanmaktan ibaret olduğunu sanıp, eşine ve çocuklarına bir tebessümü, bir tatlı sözü çok görerek, duygu ve paylaşım fakirliğinden ve sevgi açlığından ölmek üzere olduğunun farkında olmayanlar.
  • Karşısındakine, “sen de kimsin” dediğinde, aslında kendisinin kim olduğunu henüz anlayamamış olduğunu bilmeyenler.
  • Aşağılamanın, kendisini değersiz görmekten kaynaklandığını bilmeden, yücelmenin yükselmek olduğunu zannedip boyuna merdiven çıkan ve yükseklerde üşütüp hasta olan ve hala bunun kendisindeki eksiklikler sonucu olduğunu bilmeyenler.
  • Yüzmeyi öğrenmeden denize atlayıp, sonra da niye su üstünde kalmadığını düşünenle, hayat denizinde nasıl yüzeceğini öğrenmeden hayata atılarak insanlar arasındaki bağları parça parça edip, ondan sonra da niye bu kadar kopuk ve yalnız kaldığını anlayamayanlar arasında bir fark olmadığını bilmeyenler.
  • Eşleri ve çocukları olduğu halde sevgi köprüsü kurup onların gönül şehrine varamadıkları için hep ayrı, yalnız, yarım ve mahzun kalmalarının sebebini bir türlü bulamayanlar.
  • Kendi içini aydınlatmadan, başkalarını aydınlatamayacağını bilmeyenler.
  • Her doğru bilginin insanı aydınlattığını, bilgilenme süreci kesintiye uğradığında insanın karanlıkta kalmış gibi olduğunu, yürümekte, iş görmekte ve yaşamakta zorlanacağının farkında olmayanlar.
  • Zihnine kaydettiği her bilginin, yani taşıdıklarının, kendisini taşıdığının farkında olmayanlar ve gördüklerine, yaşadıklarına dikkat etmeden sadece sonuçlara kızarak kısır döngü içerisinde sıkışıp kalanlar.
  • Daha iyi olamamanın sebebini, hep şartlarda ve başkalarında arayarak, daha iyi olmaktan fersah fersah uzaklaştığının farkında olmayanlar.
  • Kendi elleriyle zihnini geçmişe kilitlediğinde, ayaklarının geleceğe adım atamayacağını bilemeden kilit üstüne kilit vuranlar.
  • En önemli işlerinin ders vermek, haddini bildirmek, yani savunma kılıcıyla herkese saldırmak olduğunu zannedip, bir türlü ders almaya ve öğrenmeye sıra getiremeyenler.
  • Nereye gitmesi gerektiğini açık seçik gözünün önünde tutup da, attığı her adımı, seçtiği tarafa doğru yönlendirmek yerine, herkesin yönlendirmesiyle, yön değiştirerek bir türlü amacına ulaşamayanlar.
  • Düşünme ve aklını kullanma aracına binerek, gitmesi gereken her tarafa çok rahatça gidebileceği öğretilmediği için, araçsız kalıp dağ, bayır yürüyerek taban patlatanlar ve bunun değişebileceğinin farkında olmayanlar.
  • Nasıl olması gerektiğinin bilgisi elinde olmadığı için nasıl olduğunun bilincinde olamayanlar ve teşhis edemedikleri durumlarına çare üretemeyenler.
  • Beyninin çalışma yöntemini bilmemekle, elindeki son model arabasının nasıl çalıştığını bilmemek arasında fark olmadığını bilmeyenler.

Bunlar, sürekli yaptığımız için alıştığımız alışkanlıklarımız olabilir. Onlara gülen bir maske takıp, bizi rahatlatan gerçek yüzleriymiş gibi algılamaya alışmış da olabiliriz.

Maskeyi kaldırınca göreceklerimizin, bize bazı gayretler, fedakarlıklar, mahrumiyetler yükleyeceğini, rahatımızın bozulacağını ve alışkanlıklar zincirimizi kırmanın pek o kadar da kolay olmayacağını tahmin ediyor ya da biliyor olabiliriz.

Bu durumda, ya gittikçe ilerleyen yanlış alışkanlıklar hastalığından, “benim dışımda herkes suçlu” diyerek iyileşmeye niyetimizin olmadığını açıklamış oluruz ya da deriz ki:

DAHA İYİ OLMAMANIN MAZERETİ YOK

Bu anlayış bizi duaya ve gayrete sevk eder. Sonra da;

  • Ya Rabbi! Doğruları görmeyi, sevmeyi ve onları hayatımıza katarak yolumuzu yordamımızı doğrultmayı nasip et.
  • Ya Rabbi! Bana, neye mal olursa olsun yalnızca doğruları tercih etme basireti, iradesi, sabrı ve başarısı nasip et diye yalvarırız.

O zaman da, doğru düşünme ve yaşama biçimiyle, insanların iç ve dış dengelerini koruyacak bir donanımla onu yaratan Rabbimizin nimeti bize ulaşır ve doğru ile yanlışı ayırt edebilecek hassas bir teraziye sahip oluruz. Terazi dengeniz hiç bozulmasın.

Kaynak: Saliha Erdim / Aile Rehberi / Yeni Dünya Dergisi / bkz: 273-276

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.