Şeytanın Oyunu ve En Tehlikeli Gizli Hileleri

21 Mart 2022 18:57
0

Şeytanın en tehlikeli hilelerinden biri şudur: Bazı hassas ve temiz kalpli insanlara, küfrü hayal etmekle küfrü tasdik etmeyi aynı şey gibi gösteriyor.

Dalaleti düşünmeyi, onu tasdik etmek zannettiriyor. Mukaddes zatlar ve kir bulaştırmak mümkün olmayan şeyler hakkında çok çirkin hayalleri akla getiriyor ve zatında mümkün olan bir şeyi aklen mümkün gösterip onu imandaki yakine zıt bir şüphe gibi sunuyor.

O vakit o biçare, hassas insan, dalaete ve küfre düştüğünü, imanındaki yakinin kaybolduğunu zanneder, ümitsizliğe düşer ve o ümitsizlikle şeytana maskara olur. Şeytan onun hem ümitsizliğini hem de o zayıf damarını kullanır, bu hileyi çok yapar. O insan da ya divane olur ya da ne olacaksa olsun, fark etmez der, sapkınlığa düşer.

Şeytanın bu hilesinin aslında ne kadar temelsiz olduğu ayan beyan ortadadır. Şöyle ki;

Nasıl aynadaki bir yılanın görüntüsü ısırmaz, ateşin misali yakmaz ve pis bir şeyin yansıması kirletmez. Aynen öyle de, hayal veya fikir aynasında küfre götüren şeylerin ve şirkin akisleri, dalaletin gölgeleri ve çirkin sözlerin hayalleri inancı sarsmaz, imanı zayıflatmaz, hürmetli edebi yok etmez.

Çünkü meşhur kaidedir:

  • Çirkin bir sözü hayal etmek onu söylemek olmadığı gibi, küfrü hayal etmek, küfür ve dalaleti düşünmek de dalâlet değildir.

İmana şüphe düşmesi meselesine gelince, bir şeyin zatında mümkün olmasından doğan ihtimaller, kesin inanca zıt değildir ve ona zarar vermez. Zati imkan, bir şey hakkındaki kesin bilgiye zıt değildir cümlesi, usul ilminde yerleşmiş kaidelerdendir

Mesela Barla Denizi’nin (Eğirdir Gölü) su halinde yerinde olduğunu hiç şüphe duymadan biliyoruz. Halbuki o denizin şu dakikada kurumuş veya toprağın altına gömülüyor olması zatında mümkündür. Bu zati imkan, madem bir işaretten, bir bilgiden doğmuyor, aklen mümkün olamaz ki bize şüphe versin. Çünkü yine şu hüküm kelam ilminde kesin kaidelerdendir;

  • Bir emareden doğmayan zatında mümkün bir ihtimal, aklen mümkün değildir ki şüphe doğursun, onun bir kıymeti olsun

İşte şeytanın bu hilesiyle karşılaşan biçare insan, iman hakikatlerine olan kesin inancını böyle zatında mümkün ihtimaller yüzünden kaybettiğini zanneder.

Mesela, Hazreti Peygamber (s.a.v) hakkında beşeriyeti itibarı ile zatında mümkün pek çok ihtimal akla gelebilir, fakat bunlar imanın kesinliğine ve yakine zarar vermez. Oysa insan zarar verdiğini zanneder, zarara düşer.

Hem bazen şeytan, insanın kalbinde bulunan ve vesvesenin kaynağı olan bir yerden Allah hakkında fena sözler fısıldar. İnsan, bunları kalbi bozulduğu için hayal ettiğini zanneder, titrer.

Halbuki onun titremesi, korkması ve o sözlere rızasının olmaması, onların kalbinden gelmediğine, şeytanın kalpte bulunan, sürekli vesvese ürettiği yerden geldiğine veya şeytan tarafından hatırlatıldığına, hayale düşürüldüğüne delildir.

İnsanın latifeleri içinde teşhis edemediğim bir iki latife var ki, iradeyi dinlemez, belki mesuliyet altına da girmezler. Bazen o latifeler insana hükmediyor, hakkı dinlemiyor, insanı yanlış şeylere yöneltiyor. O vakit şeytan, insana şunu telkin eder:

  • “Senin kabiliyetlerin hakka ve imana uygun değil ki, iraden dışında böyle yanlış yollara giriyorsun. Demek, kaderin seni bahtsızlığa ve günahlara mahkum etmiştir”

O biçare adam da ümitsizliğe düşüp helak olmaya doğru gider. İşte şeytanın bahsettiğimiz önceki hilelerine karşı müminin sığınağı, sınırları tahkik ehli olan asfiyanın düsturlarıyla belirlenmiş iman hakikatleri ve Kur’an’ın açık, kesin hükümleridir.

Şeytanın daha sonra saydığımız hilelerine karşı ise mümin Allah’a sığınıp o aldatmacalara kıymet vermemelidir. Çünkü kıymet verdikçe o hile dikkatini çeker, gözünde büyür, şişer. Müminin böyle manevi yaralarının ilacı ve merhemi sünnet-i seniyyedir.

Kaynak: Bediüzzaman Said Nursi / Lem’alar / bkz:118-120

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.