Namaz Abdest Gusül Kur'an İslam Nefis Ahlak Tövbe Vaaz Resim Galerisi
DOLAR
8,8817
EURO
10,3822
ALTIN
495,51
BIST
1.382
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
23°C
İstanbul
23°C
Sağanak Yağışlı
Çarşamba Çok Bulutlu
22°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
22°C
Cuma Sağanak Yağışlı
21°C
Cumartesi Hafif Sağanak
19°C

Savaşmak Türklerin İşidir Kızların Değil & Mesneviden

9 Eylül 2021 08:30
0

Sûfînin biri orduya katıldı. Kısa bir süre sonra savaşa gitti. Savaşçı askerler meydana çıkıp, hücuma geçtiler. Sûfî ise ordunun ağırlıklarıyla zayıf kimselerden oluşan hizmet ekibiyle birlikte geride kaldı.

Savaş meydanına dalan erler, at sürüp, kılıç çalıp düşmanı yendiler. Birçok ganimet ve esir alarak geri döndüler. Elde edilen ganimetten,

”Sûfî, gel sen de bir armağan al” dediler.

Sûfî takdim edilen hediyelerden hiçbirini kabul etmedi.

Yiğitler hayretle sordu: ”Neden bu kadar öfkelisin?”

Sûfî: ”Savaşa giremedim. Gazadan ve gazilik sevabından mahrum kaldım” dedi.

Yiğitler sûfînin gönlünü almak için: ”Düşmandan birçok esir aldık. Birinin başını gövdesinden ayır da gazi ol” dediler.

Sûfî bu teklife sevindi. Savaşa katılmanın sevabını elde etmek için, elleri bağlı esiri alıp çadırın arkasına götürdü.

Sûfî, çadırın arkasından uzun müddet gelmeyince yiğitler merak etti. Birini kontrol için gönderdiler. Görünen manzara hayret vericiydi.

Elleri bağlı esir sûfînin üzerine çıkıp boğazını ısırıyordu. Sûfînin boğazından çıkan kanlar sakalını ıslatmış, yarı ölü haldeydi.

Gaziler esiri çekip aldılar, kellesini uçurdular. Sûfînin yüzüne gül suyu serperek ayılttılar.

”Ey Sûfî! Elleri bağlı esir seni nasıl altına alır? Anlat hele bu iş nasıl oldu?” dediler. Sûfî,

”Tam başını keseceğim sırada kızgınlıkla bana öyle bir bakış baktı ki, aklım başımdan gitti. Bir orduyla karşılaşmış gibi korkup kendimden geçtim. Gerisini hatırlamıyorum” dedi. Bunun üzerine yiğitler,

”Sende bu yürek varken, sakın savaşa girmeye kalkışma. Yiğitler aslanlar gibi cenge girdiklerinde, kılıçlarıyla düşman başlarını top gibi yuvarlarlar. Başsız bedenler yerlerde ıstırapla çırpınır. Bedensiz başlar atların ayakları altında kalır. Kan deryasına benzeyen savaş meydanına, herkes giremez. Kollarını sıvayıp bulgur aşı yemeye benzemez savaş. Yürek ister. Savaş Türkler’in işidir, kızların değil” dediler.

Mevlânâ, kendini yiğit sanıp savaşa katılan ödlek kişiyi anlatmak suretiyle, gerçek sûfî olmayan sûfîlik satan kişileri anlatıyor.

▬ Halk arasında itibar görmek için, sufi görüntüsü veren bu kişiler; nefsi ile savaşmamıştır. Aşk derdi çekmemiş, aşk elinden dağlanmamıştır. Yüreksiz ve gevşek olmalarından dolayı, hileleri hemen ortaya çıkar.

Kaynak: Turan Yazılım / Mürşit 5 / Çay Vakti / Mesneviden Hikayeler

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

[Valid RSS]