Namaz Abdest Gusül Kur'an İslam Nefis Ahlak Tövbe Vaaz Resim Galerisi
DOLAR
8,5492
EURO
10,0853
ALTIN
495,44
BIST
1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
29°C
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pazar Gök Gürültülü
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Salı Az Bulutlu
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
33°C

Miraçta Namazın Farz Kılınması

19 Temmuz 2021 15:00
0

Allah Resulü (s.a.v) Miraç yolculuğunun bir kısmını anlattıktan sonra: (Devamla) buyurdu ki: Allah bana vahyettiklerini vahyetti ve bana bir gün bir gecede elli vakit namazı farz kıldı. Bende indim. Nihayet Musa’nın yanına geldiğimde: Rabbim, ümmetine neyi farz kıldı dedi.

Ben: Bir gün bir gecede elli namaz dedim. Musa: Rabbine dön, hafifletilmesini ondan dile, çünkü senin ümmetin bunları kaldıramaz. Ben (senden önce) İsrail oğullarını denedim, onları tecrübe ettim dedi.

Allah Resulü buyurdu ki: Bunun üzerine Rabbimin yanına döndüm. Rabbim ümmetimin yükünü hafiflet dedim. O da üzerimden beş vakit yükümlülüğünü indirdi.

Sonra Musa’nın yanına döndüm, ne yaptın dedi. Ben: Üzerimden beş vakit indirdi dedim.

O: Ümmetin bunun altından kalkamaz, Rabbine dön ve ondan ümmetinin yükünün hafifletmesini dile dedi.

Allah Resulü buyurdu ki: Rabbim ile Musa arasında gidip geldim ve her seferinde o üzerimden beşer vakit indirdi. Nihayet Rabbim şöyle buyurdu:

Ey Muhammed, onlar bir gün ve bir gecede elli vakittir. Asılları değişmemiştir. Her bir namaz karşılığında on (vakit kılmış gibi mükafatları) olacaktır. İşte bunların hepsi elli namaz olur. Her kim bir iyilik yapmak istediği halde onu yapmayacak olursa ona bir iyilik olarak yazılır. Eğer onu yaparsa on (iyilik) olarak yazılır.

Kim bir kötülük yapmak isteyip de onu yapmazsa hiçbir şey yapılmaz. Eğer onu işlerse tek bir kötülük olarak yazılır. Yine indim ve nihayet Musa’nın yanına vardığımda ona durumu haber verdim.

Rabbine dön ve ümmetin için hafifletmesini ondan dile, çünkü senin ümmetinin buna gücü yetmez dedi.

Resulüllah (s.a.v) Rabbime defalarca gidip geldim, artık utanıyorum buyurdu (1)”

ve başka bir rivayette ;

“(Allah Resulü) buyurdu ki: Rabbime döndüm, yarısını indirdi. Musa’ya dönüp geldim ve ona durumu haber verince, Rabbine dön, çünkü senin ümmetinin buna gücü yetmez dedi.

Yine Rabbime döndüm.O: Onlar (farz olarak eda edilecek olanlar) beştir ama (asıl itibariyle) elli vakittir. Benim nezdimde söz değişikliğe uğramaz buyurdu (2)” şeklinde buyurmuşlardır.

Yüce Allah Miraç olayında Resulüne hitaben: “Ey Muhammed, gökleri ve yeri yarattığım gün sana ve senin ümmetine elli vakit namazı farz kıldım. Sen ve ümmetin bunu dosdoğru yerine getiriniz (3)” şeklinde buyurmasına rağmen ve kullarına bir kolaylık, lütuf ve ikramda bulunmasına rağmen

“Onlardan sonra hayırsız bir nesil geldi ki bunlar kitaba (Tevrat’a) varis oldular, ama ayetleri tahrif etme karşılığında şu değersiz dünya metaını alıp “Nasılsa affa nail oluruz!” düşüncesiyle hareket ettiler. Af umarken bile, öbür yandan yine gayr-ı meşru bir meta, bir rüşvet zuhur etse, onu da alırlar.

Peki onlardan, Allah hakkında gerçek olandan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kitapta mevcut hükümler uyarınca söz alınmamış mıydı? Ve kitabın içindekileri ders edinip okumamışlar mıydı? Halbuki ebedi ahiret yurdu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette daha hayırlıdır. Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız? (4)”

Oysa yukarıda belirtilen açıklamalardan ve rivayetlerden çıkarılacak sonuç şudur ki buda zaten izahı gerektirmeyecek kadar açıktır: Nitekim Allah Resulü (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde Allah’ın en çok sevdiği amel azda olsa devamlı olanıdır buyruğu ve başka bir hadis-i şeriflerinde buyurduğu üzere (1) biri ona (10) üstün gelen helak olmuştur.

Her ne kadar farz kılınan beş vakit namazı hakkıyla ifa edemesek ve belki de hepsini tam mahiyeti ile yerine getiremesek de en azından hepsini kılmıyorsan yada kılamıyorsan en azından bir vakti yada üç vakti kılabildiğin kadarı ile ifa et.

Çünkü namaz, oruç, zekat vs diğer ibadetlerin farz kılınmasının sebeplerinden biriside Allah’ı hatırlamak içindir.

Yüce Allah’ın lütfu ikramına bakınız ki bir vakti kıldığınız zaman bire karşılık on sevap alırken, başka bir vakti kılmadığınız zaman bire karşılık bir günah yazıyor.

Ancak (istisnaları tenzih ederim) siz değil Allah’ı hatırlamak aklınıza bile gelmiyor. Ezan okunuyor ama okunan ezandan haberiniz yok. Hatırlamayın, anmayın, kılmayın bakalım nereye kadar.

Sen Rabbine olan kulluğunun bir ifadesi ve sana farz kılınmış olan namazı sen Rabbine kılmazsan ve eda etmezsen eğer yarın musalla taşında millet senin cenaze namazını Allah rızası için kılacak. İşte ondan sonra artık olan olmuş biten bitmiştir.

Artık yüce Allah ya affeder yada azap eder orasını bilemeyiz ancak yüce Allah bir ayet-i celile de “Böylece o dessas, çok aldatıcı şeytan sizi Allah’ın affı ve keremi ile aldattı (5)” . “O halde sizi dünya aldatmasın ve çok hilekar şeytan da sizi Allah ile aldatmasın, Allah’ın affına güvendirmesin! (6)” şeklinde buyurmaktadır.

“Abdullah b. Mesud dedi ki: Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan hakkı için söylüyorum. Aranızdan kıyamet gününde Cenab-ı Allah’ın kendisi ile birlikte sizden herhangi birinizin on dördüncü ay ile baş başa kalmayacağı hiçbir kimse yoktur. Yüce Allah ‘Ey Ademoğlu! Benim hakkımda seni benden sana verdiklerim arasında ne aldattı? Ey ademoğlu! Bildiklerinle ne kadar amel ettin. Ey Ademoğlu! Resullere ne şekilde karşılık verdin (7)”

“Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas’tan Yüce Allah’ın: ‘Rabbime andolsun ki onların hepsine elbette soracağız yapmakta oldukları şeyleri (Hicr Süresi’92-93)’ buyruğu hakkında şöyle dediği nakledilmektedir: Sonra yüce Allah ‘O gün ne bir insana, ne de bir cine günahı hakkında soru sorulmayacaktır (Rahman Süresi’39)’.

İbn Abbas dedi ki: Allah onlara bunu yaptınız mı diye sormayacak. Çünkü o bunu onlardan daha iyi bilir. Ama şunu şunu neden yaptınız (8)” diye sorduğu zaman gerçekten siz (biz) nasıl bir mazeret uydurmayı düşünüyorsunuz. Kaldı ki uydurulan mazeretlerinde bir geçerliliği yoktur ya neyse. Ne diyeceksin Allah’ım çoluk çocuğumun rızkını kazanmak için gece gündüz çalıştım mı diyeceksin ki yüce Allah zaten bunun cevabını

‘Ey iman edenler! Mallarınızda evlatlarınız da sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir (9). “Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’ın üzerinedir (10)” şeklinde vermişti. Bu ve benzeri sorulara cevaplar gerek Kur’an-ı Kerim’de gerekse Allah Resulü tarafından bildirilmiş hadis-i şeriflerde mevcuttur. Gerçek ve hakikat bu iken;

“Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir? (11)”

İsmail Ekinci

(1-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:6 / bkz: 299)(2-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:6 / bkz: 308) (3-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:6 / bkz: 291-292) (4-A’raf Süresi 169) (5-Hadid Süresi 14) (6-Lokman Süresi 33) (7-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:6 / bkz: 169-170) (8-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:6 / bkz: 170) (9-Münafikın Süresi 9) (10-Hud Süresi 6) (11-İnfitar Süresi 6-8)

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.