ref: refs/heads/v3.0
DOLAR
31,0869
EURO
33,7259
ALTIN
2.022,77
BIST
9.367,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
18°C
İstanbul
18°C
Açık
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
14°C
Salı Az Bulutlu
16°C

Kur’an-ı Kerim’in Kadına Olan Hassasiyeti

Kur’an-ı Kerim’in Kadına Olan Hassasiyeti
20 Temmuz 2021 03:00
545

Kuran’da kadın, ben tok olayım başkası açlıktan ölse bana ne demek ve sonuçları, kadınları korumakla ilgili


İnsanlığın yaşadığı bütün ihtilallerin nedeni ve bütün kötü ahlak vasıflarının sebebi iki cümledir

  • Birinci cümle: Ben tok olayım, başkası açlıktan ölse bana ne…
  • İkinci cümle :Sen çalış ben yiyeyim

Evet toplum hayatındaki havas ve avam tabaka, yani zenginler ve fakirler, bir denge içinde rahat yaşarlar. O dengenin esası, havas tabakasındaki merhamet ve şefkat, avam tabakasındaki hürmet ve itaattir. Birinci cümle, zengin tabakayı zulme, ahlaksızlığa, merhametsizliğe sevk etmiştir.

İkinci cümle ise fakirleri, kine, hasede, kavgaya sevk edip, birkaç asırdır insanlığın huzurunu kaçırmıştır. Bu asırda emeğin sermaye ile çatışması neticesinde herkesçe malum olan Avrupa’daki büyük hadiseler meydana geldi.

İşte medeniyet, bütün hayır cemiyetleriyle ahlak dersleri ve okullarıyla, baskıcı ve katı düzeniyle insanlığın, o iki tabakasını barıştıramamış, o iki dehşetli yarayı tedavi edememiştir.

Kur’an, birinci cümledeki yarayı, zekatı vacip kılmakla kökünden tedavi eder.

İkinci cümledeki yarayı da faizi haram kılmakla iyileştirir. Evet, Kur’an ayetleri alem kapısında durup ‘faiz yasaktır’ der. Kavga kapısını kapatmak için banka (faiz) kapısını kapatınız buyurur. Talebelerine o kapıdan girmemelerini emreder.

Bugünkü medeniyet, birden çok kadınla evliliği kabul etmez. Kur’an’ın o hükmünü, kendi anlayışına muhalif ve insanlığa zararlı görür. Evet, eğer evlilikteki hikmet, yalnızca şehvani hisleri tatmin etmek olsaydı, aksine çok kadınla evlilik olmalıydı.

Halbuki bütün hayvanların ve çiftleşen bitkilerin de gösterdiği gibi, evliliğin hikmeti ve gayesi neslin devamıdır. Şehvetteki lezzet ise o vazifeyi gördürmek için Cenab-ı Hakk’ın rahmeti tarafından verilen küçük bir ücrettir.

Madem hikmet ve hakikat gereği, evlilik neslin çoğalması, devamı içindir. Elbette kadınlar bir senede yalnız bir defa doğum yapabildikleri, ayın yalnız yarısında gebe kalabildikleri ve o kabiliyetlerini de elli yaşında kaybettikleri için, üreme kabiliyetini ve o kabiliyetlerini de elli yaşında kaybettikleri için, üreme kabiliyetini çoğu kez yüz yaşına kadar kaybetmeyen bir erkeğe yetmezler.

Anlayışsız medeniyet, Kur’an kadına mirastan üçte bir (3/1) hisse verdiği için (bkz:4/11) ayeti tenkit eder. Halbuki toplum hayatına dair pek çok hüküm çoğunluğa göredir ve kadınlar çoğunluk itibari ile kendilerini himaye edecek birini bulurlar.

Erkek ise ona yük olacak, nafakasını bırakacağı biriyle yaşamaya mecbur olur. İşte bu surette kadın, babasından mirasın yarısını alsa kocası noksanını tamamlar. Erkek, babasından iki parça alsa bir parçasını evlendiği kadının idaresine verir, böylece kız kardeşine eşit olur. İşte Kur’an’ın adaleti bunu gerektirir, böyle hükmetmiştir.

Kur’an peutperestliği şiddetle yasakladığı gibi ,putperestliğin bir tür taklidi olan suretperestliği, yani suretlere çok değer vermeyi de yasaklar. Bugün ki medeniyet ise suretleri kendi güzelliğinden sayıp Kur’an’a itiraz etmek ister. Halbuki gölgeli, gölgesiz suretler, taşlaşmış birer zulüm, cesede bürünmüş birer riya ve cisimleşmiş birer hevestir ki, heveslerini kamçılayıp insanı zulme, riyaya ve kötü arzulara teşvik eder.

Kur’an’ın merhametiyle, kadınların hürmetini korumak için;

Haya perdesini takmalarını, örtünmelerini emreder ki, o şefkat madenleri rezil heveslerin ayağı altında zillet çekmesin, küçük düşmesin, hevesleri tatmine yarayan, önemsiz birer meta hükmüne geçmesinler. Medeniyet ise kadınları yuvalarından çıkarıp perdelerini yırtmış, insanlığı da baştan çıkarmıştır.

Halbuki aile hayatı, kadın-erkek arasında karşılıklı hürmet ve muhabbeti yok edip,aile hayatını zehirlemiştir. Bilhassa suretlere düşkünlüğün ahlakı fena halde sarstığı ve ruhun alçalmasına sebep olduğu şuradan anlaşılır:

Mesela; merhume ve rahmete muhtaç güzel bir kadının cenazesine şehvet ve hevesle bakmak ahlakı ne kadar bozar. Aynen öyle de, ölmüş kadınların resimlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmündeki suretlerine bakmak, insanın ulvi hislerini derinden derine sarsar, tahrip eder.

Kaynak: Said Nursi – Sözler – bkz: 495-497

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.