ref: refs/heads/v3.0
DOLAR
31,0909
EURO
33,7060
ALTIN
2.026,65
BIST
9.330,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
18°C
İstanbul
18°C
Açık
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
14°C
Salı Az Bulutlu
16°C

Kuran-ı Kerim Nasıl Bir Kitaptır?

Kuran-ı Kerim Nasıl Bir Kitaptır?
24 Ocak 2021 21:44
700

Çölün yetiştirdiği Benu Sa’d kabilesinde çocukluğunu geçiren ‘Sen bundan evvel hiç bir kitap okur değildin. Elinle de yazmadın (1)’ ayetinin muhatabi olan, okuma yazma bilmeyen (ümmi) Hz Muhammed, Ummu’l-Kura (Mekke) de alemi ıslaha kalkıştı ve ömrünü, kendisinin ilahi bir vazife ile gelişini kabul etmeyen insanlarla, kavimlerle mücadele ile geçirdi, herkesi aciz bırakan ve dehşete düşüren bir kitapla geldi.

Bu kitap, gizli bir belagat ve ikna edici delillerle gelmiş, ilim ve felsefe alanına girmiş, tıp, tabiat, arz ve semanın oluş kanunlarının sırlarından bahsetmiştir. Yine onda, eski asırların ve geçmiş milletlerin tarihleri bahis konusu edilmektedir.

Kur’an Üslubu ve Cezbedici Özellikleri

Zamanının ilim, fen ve edebi sanatlarından hiçbirine vakıf olmayan bir zattan, her yönü ile mükemmel bir eserin zuhuru elbette bir mucizedir. Şüphesiz Kur’an-ı Kerim de, ilim adamlarını, feylesofları ve fakihleri aciz bırakan yönler mevcuttur.

İnsanların inancını, ibadetlerini, ahlaklarını ıslah edip kardeşliği tesis, adaleti tevzi etmesi, mali işleri ıslah, kadına şahsiyet kazandırması, akıl ve fikirleri hürriyete kavuşturması, hidayete sevk etme gayesine uygun olarak, tabiat ilimlerini kendine konu yapması, mazi, hal ve istikbale ait gayb haberleri, bizzat peygamber tarafından Kur’an’ın tebdil edilmemesi ve ‘Ben ancak bana vahyolunana uyarım (2)’ demesi gibi hususların ÜMMİ bir kimseden zuhur etmesi, mucizeden başka ne olabilir?

İşte bu hakikat karşısında, Velid, Lebid, A’şa ve KA’b b. Zübeyr gibi belagat üstadları, Kur’an’ı her yönü ile takdir etmişler, kendilerini sihirleyen bu üslüp karşısında YEDİ ASKI adıyla Kabe’nin duvarlarına asılan İmreu’l-Kays, Tarafa b. AAbd, KA’b b. Züheyr, Amr b. Kulsüm gibi burcuna erişilmeyen şairlerin şiirleri, Kur’an’la mukayese edildiğinde, kuvvetli elektrik ampulleri karşısında duran mum ışığı mesabesinde kalmış ve utanma duygusu ile yerlerinden indirilmişti.

Kur’an, büyük küçük ayırt etmeksizin her yaştaki insanlara kendini dinletmesini bilmiş, onlara imanı aşılamıştı. Gönüllere hoş gelen üslubu sayesinde, en büyük düşmanları bile onu dinlemekten kendilerini alıkoyamamışlardı. El-Velid b. el-Muğire, Ahnes b. Kays, Ebu Cehl b. Hişam gibi Kureyş ileri gelenleri;

Kur’an-ı dinlememek için birbirlerine söz vermiş olmalarına rağmen, geceleri gizli gizli Kur’an dinlemeye teşebbüs etmeleri, Hz Peygamber’i yok etme kastı ile harekete geçen Ömer b. el-Hattab’ın Müslüman oluşu ‘el-Necm’ Süresinin son kısmındaki ‘Allah’a secde ediniz ve O’na kulluk ediniz’ ayetleri, Hz Peygamber tarafından mümin ve müşriklerin bulunduğu bir toplulukta okununca;

Müslümanlarla birlikte Müşrikler’de yere secde kapanmışlar, yere secde yapmayı gururuna yediremeyen Ümmeye b. Halef, yerden bir avuç tıoprak alarak onu alnına götürmesi Hz Peygamber’i giriştiği teşebbüsten vazgeçirmek için nasihatta bulunan Utbe b. Rebia’ya cevap mahiyetinde okunan Fussilet süresinin ilk ayetleri, Utbe’yi dehşet ve hayrette bırakmış ve kendisini bekleyenlere ondan öyle şeyler işittim ki, ömrümde benzerini işitmiş değilim. Bu sözler ne şiir, ne sihir ne de kehanettir. Bunlardan hiçbirine benzememektedir.

Ey Kureyşliler! Bana kulak verin ve beni dinleyin, onu kendi haline bırakmanızı tavsiye ederim. Eğer o, muvaffak olmazsa Arabistan onu mahfeder,eğer muvaffak olursa onun zaferi sizin de zaferini demektir demesi, Kur’an’ın cezbedici, füsunkar üslubu değil de nedir? Bu konuda misaller çoğaltılabilir…

Kaynak: Diyanet İlmi Dergisi / 2007 / Sayı: 2 / bkz: 10-11

(1- Ankebut 48) (Yunus 15)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.