DOLAR
18,8262
EURO
20,1871
ALTIN
1.131,11
BIST
4.505,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
3°C
İstanbul
3°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
5°C
Perşembe Çok Bulutlu
5°C
Cuma Çok Bulutlu
6°C
Cumartesi Çok Bulutlu
7°C

Kaybolan Yıllar ve Kaybolan Nesiller

30 Mart 2021 00:34
0

Aile birliğini tehdit eden unsurlardan biri de, adeta boşanmayı teşvik eden kanuni haklardır. Aile hayatı, fedakarlık isteyen kutsal bir müessesedir

Memleketinden uzakta aile birliğinin muhafazası çok önemlidir. Zira içinde bulunulan toplum farklı inanç ve kültür özelliklerine sahiptir. Kişilerin belli kazançlar uğruna gittiği gurbet eller, yuvaların dağılmasına, bireylerin yalnızlaşıp mutsuz olmasına sebep oluyorsa bu kişinin dünyasını ve ahiretini kaybetmesi anlamına gelir.

Yurt dışındaki çalışma koşulları genellikle daha ağırdır. Çalışma şartları vardiyalı olup, aile fertlerinin ortak zaman paylaşımları oldukça azdır. Genellikle bu yoğun çalışma şartlarının sebebi, evdeki gelir seviyesini daha da artırmaktır.

Ekonomik refah seviyesini artırma yönünde gayret gösterirken, aile bütünlüğünün bozulma riski de söz konusudur. Özellikle kadının bu yöndeki çalışma şartları, zaman zaman evdeki annelik görevini ihmale sebep olmaktadır.

Şüphesiz aile birliğinin korunması, sadece kadının görevi değildir. Eşler bu konuda eşit sorumluluk sahibi bireylerdir. Ancak tüm bu zorluklara rağmen nitelikli beraberlikler vasıtasıyla aile bütünlüğü korunabilir. Nitelikli zaman için aile fertlerinin birbirlerini dinleyebilecekleri kısa zaman dilimleri bile yeterli olabilir.

Günün en az bir öğününde bir arada olma yönünde gayret gösterilebilinir. Ayrıca böyle zamanlarda kitle iletişim araçlarını kapatmak ve sadece birbiriyle ilgilenme yoluyla geçirilen zaman daha etkin olabilir.

Aile, sevinçte ve hüzünde bir ve beraber olmaktır. Bu da ancak iletişim yoluyla olur. Birbirinin hissiyatından haberi olmayan ailelerin birliktelikleri zamanla kopabilmektedir. Ailede duygu paylaşımı olmayınca, bu ihtiyaç farklı yollardan temine çalışılacaktır. Zira hayat boşluk kabul etmez.

Ayrıca dini ve milli duyguların kazanılması, gurbette daha zor olabilmektedir. Bu açıdan camiler çok büyük bir işleve sahiptir. Hem çocukların hem de yetişkinlerin camilerle bağını sıkı tutmak mecburiyeti vardır. Çocukluğunda kalbi camilere ısındırılmış olanların, ilerleyen yıllarda bu bağlarının daha da kuvvetlendiğini görmekteyiz. Çocukları sadece hafta sonları camiye göndererek din eğitimini almasını bekleyemeyiz.

Şunu biliyoruz ki, ailenin desteği çok önemlidir. Camide öğrenilen bilgilerin ve uygulamaların evde de devamı gerekir. Çocuk eğitimi noktasında camideki hocasıyla görüşmeli ve fikir alışverişinde bulunmalıdır. Ailenin bu konudaki desteğiyle çocukların daha başarılı olacağı muhakkaktır

Diğer önemli bir husus, yeni neslin Türkçe konusunda sıkıntı yaşadığıdır. Oysa dil konusundaki eksikliğin, nesillerin birbirinden kopmasına sebep olduğunu bilmekteyiz. İki dilli yetişen çocukların, özellikle anadillerini öğrenmeleri hem kültürel hem de zihni gelişim açısından önemlidir.

Bunun için okulda verilen Türkçe dersleri mutlaka değerlendirilmeli, ancak bunun yanı sıra takviye yoluna da gidilmelidir. Evde Türkçe konuşmak ve gelecek nesillere dilimizi öğretmek, kültürel aktarımı da sağlar. Anne babaların bu meseleyi öncelemeleri gerekmektedir.

Aile birliğinin devamında dil faktörünün önemi göz ardı edilmez. Türkçe okuryazar olan gençlerin ve çocukların çok daha başarılı olmaları mümkün olacaktır. Bu sebeple çocuklara yönelik Türkçe kitaplar alınmalı ve okumaları teşvik edilmelidir. Her konuda olduğu gibi, bu noktada da anne babaların örnekliği önemlidir.

Yurt dışında aile birliğini tehdit eden unsurlardan biri de, adeta boşanmayı teşvik eden kanuni haklardır. Özellikle Türk ailelerine yönelik bu uygulamalar, bazen bilinçsiz ailelerde kolaylıkla boşanma kararını vermelerine sebep olabilmektedir. Oysa aile hayatı, fedakarlık isteyen ve maddi hiçbir karşılığa değiştirilemeyecek öneme sahiptir.

Özellikle ebeveynlerin ve aile büyüklerinin bu konuda gençleri bilinçlendirmeleri çok önemlidir. Boşanmış ailelerin çocuklarının çoğu zaman ortada kaldığını ve yabancı ailelere verildiğini görebilmekteyiz.

Gençlerin aile kurma isteklerinin başka kültürlerin etkisiyle azaldığı da bir gerçektir. Özellikle bu kültürel etkilerden kurtulmak için, aile hayatı teşvik edilmelidir. Aile kurulması esnasında, kolaylık sağlamak yoluyla gençler cesaretlendirilebilir. Bizler için çocuklarımız hangi yaşa gelirlerse gelsin kendi haline bırakılmaz, terk edilemez. Dolayısıyla ailelerin büyük bireylerinin kurulan yeni ailelerin devamı yönündeki desteği de çok önemlidir.

Gurbette geçen yılların kayıp yıllar ve kayıp nesiller ortaya çıkarmaması için, dinimize ve aile kurumumuza sahip çıkmalıyız. Bizi bir arada tutan değerlerimizi sonraki nesillere aktarmak için aile kurmak ve o aileyi korumak her birimizin amacıdır.

Zira bizler birbirimizden de sorumluyuz. Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden, kişinin ailesini koruması aynı zamanda dini bir emirdir. Bu yönde gösterilen çabaların rızayı ilahîyei mazhar olacağı muhakkaktır.

Kaynak: Lütfiye Gülay Bilgin / Diyanet Aile Dergisi / Sayı: 2014 / 283 / bkz: 30-31

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.