Namaz Abdest Gusül Kur'an İslam Nefis Ahlak Tövbe Vaaz Resim Galerisi
DOLAR
8,4734
EURO
10,0794
ALTIN
498,49
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Açık
34°C
Pazartesi Sıcak
36°C
Salı Sıcak
37°C

Kadın ve Erkek Arasındaki Farklar

26 Şubat 2021 01:48
0

Kadınla erkek arasındaki farklı yapı, farklı görevler içindir.

Biri annelik, diğeri babalık görevini üstlenecektir. Erkek, annelik görevini yapamaz; anne de babaya ait işlerin hakkını veremez. Çocuk bakımında annedeki sabır, şefkat, merhamet, incelik, heyecan aynı derecede erkekte yoktur. Bu konuda annenin özellikleri öndedir.

Ailenin kazanç, geçim, bakım, koruma, savunma ve dış işlerinde erkek görevli olduğu için, ona bu konularda da özel kabiliyetler verilmiştir.

Kadın ve erkekteki bu farklılık yüce Allah’ın bir rahmetidir.

İki cinsi birbirine muhtaç yapmak ve birini diğeriyle tamamlamak için yüce Rabbimiz böyle takdir etmiştir. Bu aynı zamanda iki cins arasındaki muhabbetin temini ve birbirine güveni için de lazımdır. Bunun için bütün insanlar bir yönüyle noksan yaratılıp diğer insanlara ve varlıklara muhtaç yapılmıştır.

Kainatın düzeni zıtlık, farklılık ve birbirine muhtaç olma esasına göre kurulmuştur. Bunda bilemediğimiz nice sır ve faydalar vardır.

Bu dünyada herkes zengin veya herkes fakir olsaydı, dünyanın düzeni bozulurdu; daha doğrusu düzen olmazdı.

Aslında bütün insanlarda noksanlık vardır. Hiç noksanı ve kusuru olmayan sadece yüce Allah’dır. Mesela acıkmak, yeme içmeye muhtaç olmak, soğuktan ve sıcaktan etkilenmek, uyumak, hastalanmak, yaşlanmak da birer noksanlıktır. Bunlar kul olmanın bir gereğidir. Bu tür noksanlıktan kul sorumlu değildir. Tam tersine, kul bu sıfatlarla ve acizliğini anladıkça güzel kuldur.

Hz. Ömer (r.a) bir gün hanımı Atike’ye (r.a) kızarak, ”Vallahi seni perişan ederim!” dedi. Bunun üzerine hanımı,

”Allah beni hidayete erdirdikten sonra, sen beni İslam’dan mı uzaklaştıracaksın?” diye sordu. Hz. Ömer (r.a),

”Hayır, öyle bir şey yapamam” deyince hanımı,

”Öyleyse bana ne kötülük edebilirsin ki! (Dinime bir zarar gelmedikten sonra, başıma ne gelirse gelsin aldırmam)” karşılığını verdi (1).

Demek ki insan, mala ve cana zarar veren musibetten değil, imana ve insanlığa zarar veren isyan ve haramdan korkmalıdır.

Cennet yolunu bulan bir kimsenin, arayacağı başka bir saadet yoktur. Bu yoldan mahrum olmaktan daha kötü bir felaket de yoktur.

Dinimize gelecek afetten yüce Allah’a sığınırız. Dünyamız için de afiyet isteriz.

Kaynak: Turan Yazılım – Mürşit 5 – İlmihal – Kadın Ve Aile İlmihali

1-Ebû Talib Mekki, Kalplerin Azığı Kutu’l-Kulub, 3/170.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.