Namaz Abdest Gusül Kur'an İslam Nefis Ahlak Tövbe Vaaz Resim Galerisi
DOLAR
8,4734
EURO
10,0794
ALTIN
498,49
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Açık
34°C
Pazartesi Sıcak
36°C
Salı Sıcak
37°C

İnsan ve Dünya Hayatının Yaratılış Amacı Nedir?

22 Şubat 2021 16:40
0

İnsanların düşünmeden üzerinde değişikliklere sebep olduğu her şey aslında belirli bir amaç ve belirli bir görev için yaratılmıştır.

“Allah gökleri ve yeri hikmetle, gerçek bir maksatla (1)”. “Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan (2)”. “Ta ki her kişi bulsun orada bütün yapıp ettiğini, işlerinin karşılığını (3)”

hakkıyla bulsun diye, dünyayı ve içindekileri yaratmış, dünyayı ve içindekileri Ademoğlunun hizmetine vermiş ve tüm bu nimetlere karşılık da nasıl bir tavır sergileyecek diye ölümü de yaratan ve sonunda yaptıklarınızdan, ettiklerinizden dolayı hesaba çekecek olan da Yüce Allah’dır. Kendisine sonsuz hamd-u senalar olsun.

Yüce Allah buyuruyor ki; “(Yeryüzünü size hizmete hazır, uysal bir binek gibi kılan da O’dur. Haydi öyleyse siz de onun omuzları üstünde rahatça dolaşın. O’nun takdir ettiği rızıklardan yiyin, istifade edin. Ama ölümden sonra dirilip O’nun huzuruna çıkacağınızı da bilin (4)”.

Dünya ve ahiret hayatının yaratılış amacı ve Allah’ın adalet ilkesi sebebiyle iman ve küfür

Başka bir ifade ile hidayet ve dalalet kulun kendi tercihinin, iradesinin ve kararlılıkla gerçekleştirdiği eylemlerinin bir sonucudur. Allah bütün insanların iyiliğini ve hidayetini istemiş, onları fıtri din, akıl, peygamber ve vahiy gibi emsalsiz dört mükemmel ışık ile aydınlatmıştır. İstediğini tercih etmeyi de kulun kendi arzu ve iradesine bırakmıştır (5)”

Allah Teala buyurdu ki; “Allah O yüce Yaratıcıdır ki yedi kat göğü ve yerden de onların benzerini yaratmıştır. Allah’ın emri ve hükmü bunlar arasında inip durur ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle ihata ettiğini, O’nun ilmi dışında hiçbir şey olmayacağını siz de bilesiniz (6)”.

İbn Abbas (r.a) bu ayet hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir; Eğer bu ayeti tefsir etseydim, küfre düşerdiniz. Yanındakiler. Nasıl olur ? diye sordular. O da şöyle cevap verdi; Onu inkar ederdiniz. Bu inkarınız da sizi küfre götürürdü. İşte bu yazının birinci bölümünde anlatılan bazı şeylerin cevabını bulmanız ya çok zordur yada imkansızdır. İnandık ve itaat ettik sözünden kastedilen anlamda kısmen de olsa budur.

Allah’ın bunca nimetlerine karşılık, kendisine benim büyüklüğü mü görsün ve anlasın diye vermiş olduğu gözü gerçeklere karşı kapatanlar, nefsi, heva ve arzularının esiri olduğundan dolayı hakikatlere karşı gözlerine perde çekilmiş, anlayamaz, duyamaz ve göremez olmuşlardır.

Şöyle bir bakın isterseniz çevrenize ve bir düşünün?

“Hakkı, inkar edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hala inanmayacaklar mı? (7)”. “Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık (8)”

“Göğü de dengesizliğe düşmekten korunmuş bir tavan durumunda yarattık. Onlarsa hala gökteki delillerden yüz çevirmektedirler (9)”. “Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedir (10)”.

İnsanların düşünmeden üzerinde değişikliklere sebep olduğu her şey aslında belirli bir amaç ve belirli bir görev için yaratılmıştır.

En basitinden bir örnek verecek olursak eğer Allah Teala diyor ki yerin insanları sarsmaması için oraya dağları yerleştirdik. İnsanlar ne yaptı. Fabrikadır, sanayileşmedir, şehirleşmedir, bağdır bahçedir vs vs inşa etmek için dağları teker teker tamamını olmasa da bir bölümünü kaldırdılar. (Biz sanayileşmeye karşı değiliz yanlış anlaşılmasın)

Çağdaş yaşam uğruna kendi sonunu kendi hazırladı

Şayet araştıracak olursanız eğer yaşanan depremlerin yıllara endeksli olarak hele hele son yüzyılda bunun ne kadar arttığına sizlerde şahit olacaksınızdır.

“Hem O’dur ki yeri yaydı. Orada sağlam dağlar yükseltti, ırmaklar akıttı. Her meyvenin içinde iki eş yarattı. Sürekli olarak geceyi gündüze bürüyüp duruyor. Elbette bunlarda, iyi düşünen kimseler için, alacak nice dersler ve ibretler vardır (11)”.

Düşünmezsiniz dimi. Gökten yağan rahmet damlacıkları ile türlü türlü bitkiler beslenirken, yine aynı şekilde aynı yerdeki topraktan aynı yere yağan yağmur damlalarından farklı farklı meyveler ve farklı farklı tatlarda meyveler yetişiyor düşünmezsiniz dimi?

Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır; “Hepsi de aynı su ile sulandığı halde onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır (12)”. Belki size göre belki de bazılarına göre bunlar bir tesadüfün eseri diyorsanız eğer kendi kendinizi kandırmaktan başka yaptığınız bir şey yok.

“İyi bilin ki dünya hayatı, bir oyundur, bir oyalanmadır, bir süstür. Kendi aranızda karşılıklı övünme, mal ve nesli çoğaltma yarışıdır. Tıpkı o yağmura benzer ki bitirdiği ürün, çiftçilerin hoşuna gider. Ama sonra kurur, sen onu sapsarı kurumuş görürsün. Sonra da çerçöp haline gelir. İşte dünya hayatı da böyledir. Ahirette ise kafirler için şiddetli bir ceza, müminler için ise Rab’leri tarafından bir mağfiret ve rıza! Evet, dünya hayatı bir aldanma metaından başka bir şey değildir (13)”.

“Rabbiniz tarafından verilecek mağfirete ve cennete girmek için yarışın! Öyle bir cennet ki eni göklerle yerin eni gibi olup Allah’a ve resullerine iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın dilediği kimselere olan bir ihsanıdır. Allah büyük lütuf sahibidir (14)”

“Hem O’dur ki yeri yaydı. Orada sağlam dağlar yükseltti, ırmaklar akıttı. Her meyvenin içinde iki eş yarattı. Sürekli olarak geceyi gündüze bürüyüp duruyor. Elbette bunlarda, iyi düşünen kimseler için, alacak nice dersler ve ibretler vardır (15)”

Yazıyı tamamlarken şu ayet-i celilelerle noktalamak istiyorum; “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih ve tenzih eder. Hakimiyet O’nundur. Bütün hamdler ve övgüler O’na mahsustur. O her şeye kadirdir (16)”. “Sizin hepinizi yaratan O’dur (17)”.

Allah, gökleri ve yeri gerçek bir maksatla, hikmetle yarattı. Sizi yarattı, hem de size güzel güzel suretler verdi. Dönüşünüz de O’na olacaktır (18)

“Daha önceki inkarcıların başlarına gelen olaylardan haberiniz olmadı mı? Onlar yaptıkları işlerin cezasını dünyada çektiler, ahirette de onlara gayet acı bir azap vardır (19)”.

“Kafirler öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: “Hayır! Rabbim hakkı için, elbette diriltileceksiniz, yaptıklarınız size tek tek bildirilecek (ve karşılığı verilecektir). Bu, Allah’a göre pek kolaydır (20)”. “O halde Allah’a, Resulüne ve ona indirdiğimiz nura, Kuran’a iman edin. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır (21)”.

“Ölüm sarhoşluğu insana hakkı getirdiği zaman şöyle denilecektir; İşte senin yüz çevirdiğin hakikat! Sen bu hususta gaflet içindeydin. Bugün gözündeki perdeyi kaldırdık ki bakışların keskin olsun. “(Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun. Yumuşak çekenlere andolsun. Yüzdükçe yüzüp gidenlere andolsun (22)”.

Bu da ölüm anında herkesin karşılaşacağı müşahededir (23)”. Ayetin tefsirinde anlatılmak istenen, kişinin dünyadaki yapmış olduğu amellere göre, ölüm anındaki meleklerin muameleleridir. Senin canını ya acıyla söke söke alacak,yada tereyağından kıl çekercesine.

“Hak Teala şöyle buyurmuştur; “(İşte bu şekilde Allah, size ayetlerini açıklar, umulur ki dünya ve ahirette düşünürsünüz (24)”. Yani dünyanın geçici ve fani olduğunu, ahiretin ise baki ve kalıcı olduğu üzerinde düşünürsünüz de baki ve kalıcı olanı tercih eder, gelip geçici olana meyletmeyip onda zühd gösterirsiniz. Çünkü sonu yokluk olanın, başı da sonuna benzer ve başı olmaz (25)”

“(Bütün bunlardan sonra ey insan, senin mahşere ve hesaba inanmana hangi engel kalabilir? (26)”

İsmail Ekinci

(1-Casiye Süresi 22. Ayet) (2-Mülk Süresi 2. Ayet) (3-Taha Süresi 15. Ayet) (4-Mülk Süresi 15. Ayet) (5-M Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz: 20)(6-Talak Süresi 12. Ayet) (7-Enbiya Süresi 30. Ayet) (8-Enbiya Süresi 31. Ayet) (9-Enbiya Süresi 32. Ayet) (10-Enbiya Süresi 33. Ayet) (11-Ra’d Süresi 3. Ayet) (12-Ra’d Süresi 4. Ayet) (13-Hadid Süresi 20. Ayet) (14-Hadid Süresi 21. Ayet) (15-Al’i İmran Süresi 190. Ayet) (16-Teğabun Süresi 1. Ayet) (17-Teğabun Süresi 2. Ayet) (18-Teğabun Süresi 3. Ayet) (19-Teğabun Süresi 5. Ayet) (20-Teğabun Süresi 7. Ayet) (21-Teğabun Süresi 8. Ayet) (22-Naziat Süresi 1-3. Ayet) (23-Ebu Talib el-Mekki Kalplerin Azığı II Bkz; 386) (24-Bakara Süresi 219. Ayet) (25-Ebu Talib el-Bekki Kalplerin Azığı II Bkz; 388-389);(26-Tin Süresi 7. Ayet)

ETİKETLER:
Yorumlar

  1. Sabuha kaya dedi ki:

    Esselamu aleykum değerli hocam yorumunuzu çok beğendim
    Allah teala razi olsun sizden
    Çok faydali buldum ve devam okumak anlatmak üzere izninizi isterim

    1. Aleykumselam faydalı olacaksa tabi paylaşılmayan bilgi bilgi değildir anlatabilursiniz