Günahlar, Diğer Canlıların Günah İşleyene Karşı Öfkesini ve Cesaretini Artırır

7 Mart 2021 22:37
0

Günahların olumsuz sonuçlarından biri de önceden hiç de cüretkar olmayan bazı varlık türlerinin, günah işleyen kimseye karşı cesaret kazanmasına neden olmalarıdır.

Mesela şeytanlar; Sıkıntı vermek, saptırmak, vesvese vermek, korkutmak, üzüntü vermek, hatırladığında yararına olacak şeylerle unuttuğunda zararına olacak şeyleri unutturmak suretiyle günah işleyen kimseye karşı cüretkarlık sergilerler.

Günah işleyen kimseye karşı şeytanlar cesurca davranır ve en nihayetinde onu Allah’a isyana kışkırtırlar. İnsanlardan olan şeytanlar da güçleri yettiğince, gerek varlığında, gerekse yokluğunda sıkıntı vermek suretiyle günah işleyen kimseye karşı cüretkarca davranırlar.

Ailesi, evlatları, komşuları, hatta bir şey bilmeyen hayvanlar dahi günahkar insan karşısında cesaretli davranırlar.

Seleften biri Ben Allah’a karşı günah işliyorum ve bunu hayvanımın, hanımımın huyunda görebiliyorum demiştir.

Yönetici konumunda bulunan kişiler, Allah’ın hadlarını adilane bir şekilde uygularlarsa, tatbik ettikleri ceza ile günahkar kimseye karşı cesaret göstermiş olurlar.

Günahkar kişinin kendi nefsi dahi kendine karşı cüretkar davranmakta, aslan kesilmekte ve zorluk çıkarmaktadır. Nefsi için hayır murad edecek olsa, nefsi boyun eğmemekte, itaat etmemekte; istese de, istemese de sahibini helake doğru sürüklemektedir.

İtaatkarlık; içine giren kimsenin güven içinde olduğu bir kaledir, Rab Tebareke ve Tealanın kalesidir. Kişi bu kaleden ayrıldı mı, hem haydutların hem de başka insanların iştahlarını kabartmakta, kendisine karşı cüret etmelerini kolaylaştırmaktadır.

İnsan, Allah’a karşı işlenen günahlara cüret ettiği nispette; söz konusu olumsuzlukları ve sözü edilen kimselerin cüretkar davranışlarını üzerine çekmektedir. Bu durumu onun başından savacak herhangi bir etkide söz konusu değildir.

Allah’ı zikretmek, O’na itaat etmek, sadaka vermek, cahili irşad etmek, iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak gibi fiiller birer koruyucu olup hastayı savunan, ona direnç sağlayan; ama zayıfladığı takdirde hastalığın iyileşmez bir hale dönüşmesine, neticede ölmesine neden olan güce benzer şekilde kulu müdafaa ederler.

Kulun, kendini savunup koruyacak bir şeye sahip olması gerekir. Kötülüklerin ve iyiliklerin gerektiği şeyler birbiriyle çekişip dururlar. Hüküm, -öncede geçtiği üzere- baskın hale göre verilir. İyilik tarafı ne kadar güçlü olursa savunma ve koruma da o derece güçlü olur. Allah, imanlı kimseleri savunur. İman, söz ve ameldir. Buna göre savunma da imanın kuvveti nispetinde olacaktır. Allah yardımcımız olsun….

Kaynak: İbnu’l Kayyım el-Cevziyye / ed-Dua ve’d Deva (Kalbin İlacı) / bkz: 194-195

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.