ref: refs/heads/v3.0
DOLAR
31,0909
EURO
33,7060
ALTIN
2.026,65
BIST
9.330,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
18°C
İstanbul
18°C
Açık
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
14°C
Salı Az Bulutlu
16°C

Fatiha Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Fatiha Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri
28 Ocak 2021 12:34
497

Fatiha süresi 7 ayettir ve Kuran-ı Kerim’in 1. Süresidir

Fatiha Süresi Mekki’dir. Hz Muhammed’in elçi olarak gönderilmesinin birinci yılında tek pasaj halinde indirilmiş ilk süredir. Kur’an’a kendisiyle başlandığı için bu ad verilmiştir. Besmele ile birlikte yedi ayet olan bu süre, Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 5, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 1.süredir.

Fatiha süresinin bir adı da salat’tır. Salat dua anlamındadır. Dua ise, kul ile Allah arasında manevi iletişimi sağlayan bağdır. Nitekim, mü’min, namaz da ya da namaz haricinde Fatiha süresini tam bir bilinç ile okurken, Allah ile manevi bir vuslat ve sözlü bir iletişim halindedir. Süre; mana yönünden şu üç bölümden oluşmuştur:

Birinci Bölüm= Kul bilerek, inanarak ve içinden gelerek Allah’a hamd ve şükretmekte, O’nu Rahman ve Rahim vasıflarıyla övmekte ; kıyamet, hesap, en son duruşma, mükafat ve ceza günü olarak da isimlendirilen din günü’nün mutlak hakimi ve yöneticisi vasfıyla, gönlünde daha çok yüceltmektedir.

İkinci Bölüm= Yaratılışının henüz başlangıcında Allah’ın ‘Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?’ hitabına ‘Evet, sen bizim Rabb’imizsin’ demek suretiyle kulluğunu itiraf eden mümin, yine aynı şekilde ne söylediğini bilerek, inanarak ve içtenlikle: ‘Rabb’imiz, ‘Biz ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz’ diyerek aynı ikrar ve itirafı hayatında da tekrar tekrar yinelemektedir.

Üçüncü Bölüm= Bu iman ve bilinci, her nefsin tadacağına şüphe olmayan çlümüne kadar koruyabilmesi için Rabb’inin desteğine ihtiyacı olduğu kanaatiyle, O’ndan hidayetini artırıp Sırat-ı Müstakim’de daim kılmasını niyaz etmektedir.

Bizim kültürümüzde, Fatiha süresi denilince, hemen akla ölüler gelir. Bu münasebetle her ölünün mezar taşına ‘Ruhuna Fatiha‘ ibaresini yazdırmak oldukça yaygın bir gelenektir. Toplumumuzdaki hakim inanca göre, en azından üç ihlas bir Fatiha okuyup sevabını geçmişlerinin ruhuna bağışlamak, hayattaki yakınları için ölülere karşı adeta bir vecibedir; en azından yapılması gereken bir insanlık görevidir.

Bizde devam eden bu geleneğe ve yaygın anlayışa göre Fatiha Süresi, sanki hayattakiler için değil de ölüler için indirilmiş ve o manada okunması icap eden bir süre gibidir. Halbuki, bütün olarak ne Kur’an’ın ne de Fatiha süresinin indiriliş amacı ölülerdir. Asıl amaç ;

Hayattaki insandır; hem de hakikatleri görme, işitme ve kavrama yeteneği canlı olan dipdiri insan … Hedefi ise, müminin dünya hayatı boyunca Rabb’i ile arasındaki bağı sıkı tutmak, kulluk bilincini korumak, zaman zaman onu yenilemek ve hiç yalpalamadan Sırat-ı Müstakim üzere yaşamasına katkıda bulunmaktır.

Müslümanların, Kur’an hakkındaki bazı yanlış telakkileri, Kur’an-ı Kerim’in ruhu ve özü diyebileceğimiz Fatiha süresinin de mana ve maksadına uygun düşmeyen bir tarzda okunup değerlendirilmesine neden olmaktadır. Halbuki beş vakit namazı tam olarak kılan her mümin, bu süreyi bilinçli olarak okuduğunda, günde en az kırk defa iyyake na’budü ve iyyake nesta’in‘ sözleriyle yüce Rabb’i ile yaratılışının başındaki ahdini vurgulu bir biçimde yenilemiş ve Sırat-ı Müstakim’de daim kılması için O’na dua etmiş olur.

Ölüm olayı ve ölülerin söz konusu olduğu her yerde bu sürenin okunması adeti, ölümü hatırlayıp ‘inna lillahi ve inna ileyhi raci’un (Hiç şüphesiz biz Allah’a aidiz ve mutlaka O’na döndürüleceğiz (1)’ dedikten sonra ‘aynı akıbeti yarın, belki daha yakın bir zamanda benim de yaşayacağım bir gerçektir’ diyerek yüce Mevla ile hemen orada yeniden iletişim kurup ezeldeki sözleşmeyi yenilemek, iman bilincini kuvvetlendirmek, aklen,zihnen ve kalben diriliğini ifade etmek için olmalıdır. O halde her mümin sadece namazda değil, yalnızca ölüm hadiseleriyle karşılaştığı zaman da değil; her dem kulluk bilincini taze ve zinde tutabilmesi için uygun olan her zaman ve mekanda bu bilgi ve bilinç ile Fatiha süresini okumayı adet edinmelidir.

Fatiha Süresi 1. Ayet Meali: Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla Başlarım

Fatiha Süresi 2 Ayet Meali: Hamd (ve şükür) alemlerin Rabb’i Allah’adır

Fatiha Süresi 3. ayet Meali: O Rahman’dır ; merhamet edendir

Fatiha Süresi 4. ayet Meali: O,hesap gününün de mutlak hakimidir

Fatiha Süresi 5. ayet Meali: Rabb’imiz! Biz, sadece sana ibadet eder, sadece senden yardım isteriz.

Fatiha Süresi 6. Ayet Meali: Bizi doğru yola ilet

Fatiha Süresi 7. Ayet Meali: Kendilerine (özel) nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğrayanların ve doğru yoldan sapanların değil

Tefsir: “Din günü”, din sözlükte karşılık, yani mükafat, ceza ve boyun eğme, itaat etme, kulluk gibi manalara gelmektedir. Burada din, karşılık, yani ceza anlamındadır. Ceza ise, Arapça’da sevap, Türkçede karşılık kelimesi gibidir ; iyi ya da kötü yapılan her işin tatlı veya acı karşılığı için kullanılır. Buna göre iyiliğin karşılığı yani cezası mükafat, kötülüğün cezası ise azaptır. Süredeki ‘yevmiddin’ tabiri, ‘yevmü’l-ceza’, kültürümüzde yaygın adıyla ‘hesap günü’ anlamındadır.

Buna göre ;Allah ‘Yevmü’l-fasl’ ve ‘Yevmü’l-kıyame’ de tabir edilen din gününün, yani insanların kıyametten sonra, mahşer yerinde kurulacak olan en son duruşma gününün, hakimlerin hakimi olan Rahman’ın huzuruna çıkarılıp sorgulanacağı ve dünya hayatında yaptıklarının karşılığını; müminlerin salih amellerinin mükafatını alacağını, kafirlerle müşriklerin ise inkar ve şirklerinin cezasının karara bağlanacağı son yargı günü demektir. O nedenle din günü, ceza günü, yani mükafat ve azap günü de denir.

İbadet: Allah’a sürekli ve kayıtsız şartsız olarak boyun eğme, kulluk ve itaat bilinci içinde bulunma anlamındadır. Bir görüşe göre bu tabir, Arapların üzerinde çokça gidilip gelinmesi sebebiyle çiğnenip düzlenmiş, pürüzsüz, dümdüz olmuş yol anlamına gelen abedetüttarik sözünden alınmıştır. Bir başka görüşe göre de son derece sık ve sağlam dokunmuş kumaş anlamına gelen sevabun zu abede ve abedetüttarik gibi olması gerekir; sırf yani Allah rızası için, sürekli, azami ölçüde tam ve kusursuz olmalıdır, asla itaatten istinkaf edilmemeli / kibirlenip uzak durulmamalıdır.”Ey insanlar! sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize ibadet edin ki korunasınız (2)”

“Sana ölüm gelinceye kadar Rabb’ine ibadet et (3)”

Bu ayetlerde de ‘ey insanoğlu, her şeyi yaratan Rabb’ine karşı kulluk bilincine er ve ölüm gelinceye dek, hayatını bu bilinç üzerine kurarak şekillendir’ demektir.

Allah Teala, dünya hayatında her insana birbirinden üstün dört ilahi hidayet vermiştir.Bunlar;Fıtri Din

▬ Akıl

▬ Peygamber

▬ Kitap

Bunlardan ilk ikisi istisnasız, her insanda vardır ve fıtridir; son ikisiyse, yetişkin her insanın, ancak fıtri olan ilk iki hidayeti; özellikle aklını kullanması sonucu kendi hür iradesi ve tercihi ile erişebileceği ilahi yol göstericilerdir.

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:1 / bkz: 37-44

(1- Bakara 156) ; (2- Bakara 21) ; (3- Hicr 99)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.