Namaz Abdest Gusül Kur'an İslam Nefis Ahlak Tövbe Vaaz Resim Galerisi

Evlilik Hayatının Devamı ve Boşanma Mevzusu

22 Haziran 2021 01:21
0

Evlilik insanın yaşamı boyunca almış olduğu en büyük karar ve yüklenmiş olduğu sorumluluklardan biridir

İçtimai hayata ait müessesenin güçlü olmasının birinci sebebi, dinimizin aileye verdiği önemdir. Evlilik insanın yaşamı boyunca almış olduğu en büyük karar ve yüklenmiş olduğu sorumluluklardan biridir.

Kur’an da ebedi bir anlaşma olarak görülen evliliğin ağır ve mesuliyet isteyen bir mukavele olduğu, eşlerin karşılıklı sorumluluklarının bulunduğu hatırlatılır.

Evlilikte gaye, neslin devamı, çoğalması ve şehvetin kontrol altına alınmasının yanında ‘Ey insanlar ! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık (Hucurat’13)’ ayeti mucibince, onların imtihan dünyasındaki her türlü zorluğu beraber göğüsleyerek ebedi mutluluğu temin edebilmeleridir.

Kur’an-ı Kerim de, eşlerin birbirine karşı sorumlulukları açıklanırken birbirleri için elbise oldukları da belirtilmiştir

Bu açıdan evlenecek kişilerin, bu sözleşmeyle, dünyevi ve uhrevi bir sürece adım attıklarını unutmamaları gerekir.

Allah rızası gözetilerek yapılan bir evlilik, başlı başına bir ibadettir.

Evlilik çatısı altında eşler birbirlerini Allah’ın emaneti olarak görmek ve bu emanete var gücüyle bakmak durumundadır.

Sosyal hayatta sürekli bir gelişim ve değişim yaşanmakta. İnsanın yaratılışından itibaren var olan bu değişim, özellikle günümüzde baş döndürücü bir hal almıştır.

Bütün bu gelişmeler, toplumsal kurumların değişimine de yol açmış; gelenek ve görenekler eskiyerek yerini yenilerine bırakmıştır. Herşey gibi evlilik kurumu da sessiz bir evrim geçirmiştir.

Artık kişilere evlenme fikri ne kadar zor geliyorsa, boşanma kararı da bir o kadar kolay alınır hale gelmiştir.

Eşlerin arasını açmanın, evliliği bozmanın günahı

Maalesef ülkemizde giderek artmakta olan boşanma oranları, toplumu içten içe kemiren felaketlerden biri konumuna gelmiştir.

Bugün evlilikler daha zayıf temeller üzerine kuruluyor ve bu yüzden yıkılması daha kolay oluyor. Hatta bazı evlenenler mutlu olamazsak ayrılırız diyerek yuva evleniyorlar.

Aile yapısı ciddiye alındığında boşanma fikri ancak çok zorda kalındığında akıllara gelir. Aile kurumu, iyi anlaşılmadığında ise boşanma kolaycı bir çözüm olarak görülür.

Halbuki eşler birbirlerini Allah’ın emaneti olarak görmek zorundadırlar. Mümin erkek ve kadın bu emanete var gücüyle riayet etmek durumundadır.

İslam aileyi kutsal kabul eder. Yıkılmasından yana değil, kutsallığın sürdürülmesinden yana hükümler koyar. Bu sebeple, kutsallığın yıkımı saydığı boşanmayı sevimli bir helal olarak görmez, hemen başvurulacak bir çare olarak da göstermez, tavsiye de etmez.

Yüce dinimizin devamını istediği aile yuvasının yersiz ve gereksiz sebeplerle yıkılıp dağılması toplumsal bir afete dönüşmektedir.

Türkiye’deki boşanma oranları, her ne kadar Batı ülkelerine göre oldukça düşük gözükse de ülkemizdeki boşanmalarda son yıllarda maalesef ciddi bir artık görülmekte; aile yapımız, üzülerek ifade edelim ki büyük bir ateş çemberi içine sürüklenmektedir.

İslam dini, boşanmayı istenmeyen bir ruhsat olarak kabul etmiş ve insanoğluna lütfedilen nimetlerden biri olarak evliliği, zaruret bulunmadıkça keyfi olarak sona erdirecek davranışlarda bulunmayı hoş karşılamamış, konuyla ilgili hadislerde sebepsiz yere, sadece zevki için boşanmada bulunan erkekler ikaz edilmiş, boşanmanın Allah’ın en sevmediği helal olduğu ifade edilmiştir.

Bunun aksine ‘…onlarla güzel geçinin… (Nisa 19)’; ‘Şayet sizinle iyi geçinmeyi kabul ederlerse onların aleyhine bir yol aramayın / boşama yoluna gitmeyin (Nisa’34)’ mealindeki ayetlerin bir gereği olarak;

Sebepsiz Yere Boşanmak yada Boşanmayı İstemek Haramdır

Eşlerin huzurlu bir ortam içinde yaşantılarını devam ettirmeleri teşvik edilmiştir. Zira aile mutluluğu, çocukların huzuru ve iyi yetişmeleri, eşlerin iyi geçimleriyle mümkün olacaktır. Çünkü boşanmada, insan için mutluluk kaynağı olan evlilik nimetini ve Allah’ın toplumun huzur ve saadeti için eşlerin kalplerine koymuş olduğu sevgi ve muhabbeti ortadan kaldırma vardır.

Bu sebeple Kur’an-ı Kerim de ‘Eğer size itaat ederlerse (geçimsizlikten vazgeçerlerse) artık onların aleyhine bir yol aramayın…’ buyrularak, ihtiyaç ve zaruret olmaksızın boşanmanın dinen yasak (mahzurlu) olduğuna işaret edilmiştir.

Boşanma hakkında varid olan hadiseler ve eşlerin iyi geçinmelerini teşvik eden ayetler sebebiyledir ki içlerinde Hanefi hukukçularından İbnü’l-Hümam ve İbn Abidin’in de (r.a) bulunduğu cumhur-i ulema, boşanmada asıl olan yasaklık / hazr olduğu görüşünü benimseyerek; Sebepsiz yere boşanmanın dinen günah olacağını ve boşanmanın ancak ihtiyaç ve zaruret halinde mubah olabileceğini söylemişlerdir.

Bu konuda İbn Abidin (v:1252/1836) şöyle der: ‘Şüphesiz boşamada asıl olan mahzurlu / yasak oluşudur. Ancak onu gerektirecek bir sebep olursa mubah olur. Mubah olması da geçimsizliğin verdiği sıkıntı ve ızdıraptan kurtulma zaruretinden dolayıdır. Ortada hiçbir sebep yoksa bundan kurtulmayı gerektirecek bir zaruret de yok demektir. O halde sebepsiz yere boşanmak ahmaklıktır, basiretsizliktir, sırf nimete nankörlüktür, aile fertlerine işkenceden başka bir şey değildir. Çünkü evlilik bir nimet, boşanma ise bu nimeti terketmektir. Onun için boşanmadan önce iyi düşünmeli, bütün ruhi haller, dini ve ahlaki esaslar hesaba alınmalıdır.

Görüldüğü gibi İslam hukukunda kabul edilen temel görüş, boşanmada asıl olan onun dinen yasak / mahzurlu olmasıdır. Bu nedenle meşru bir sebep olmaksızın boşamada bulunmak, dini ve ahlaki açıdan doğru değildir.

Bundan dolayı boşama ancak, eşlerin birlikte yaşanmasının mümkün olmadığı aile hukukunu ihlal etme veya fena muamele ve şiddetli geçimsizlik gibi evliliğin çekilmez hale geldiği durumlarda helal ve mubah olur.

Kur’an-ı Kerim, ailenin mutlu bir şekilde devamı ve yuvanın yıkılmaktan kurtulması için çok önemli tavsiyeler ihtiva etmektedir. Bir ayet-i kerimede ‘Hanımlarınızla iyi ve güzel geçinin, onlardan hoşlanmadığınız takdirde de olabilir ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde, Allah bir çok hayır takdir etmiştir (Nisa’19)’ buyrulur.

Mutlu bir evliliğin kurulması ve boşanmaların önlenmesi ancak fedakarlık, sabır, şükür, sorumluluk , kanaatkarlık, saygı, hoşgörü, haklara riayet gibi ahlaki ve insani erdemlere sahip olmakla mümkündür.

Saygı ve sevgi temeline dayalı bir yuvanın sadece dünyaya dönük değil, ahiret eksenli inşası da çok önemlidir. Allah (c.c) ‘O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde sefa sürerler. Hem kendileri hem eşleri gölgeliklerde tahtlarına kurulurlar. Çok esirgeyen Rab’den onlara sir de sözlü ‘selam,’ vardır (Yasin’55-58)’ buyurarak, evliliğin dünya ve ahireti saran bir müessese olduğunu, eşlerin hem dünya hem de ahiret hayatını paylaşacaklarını bildirmiştir.

Kaynak: Hüseyin Okur / Evlilik Ve Aile / bkz: 59-63

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.