DOLAR
18,8197
EURO
20,3115
ALTIN
1.128,47
BIST
4.997,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
5°C
İstanbul
5°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Kar Yağışlı
2°C
Salı Hafif Yağmurlu
4°C
Çarşamba Çok Bulutlu
5°C
Perşembe Çok Bulutlu
7°C

Bozuk Kaset Gibi Geçmişe Takılıp Kalmak Sadece Size Zarar Verir

14 Ocak 2023 22:57
0

Geçmişe takılan üzüntü yaşarken, geleceğe takılan ise kaygı yaşamaktadır. İşte böyle bir durumda geçmiş ile gelecek arasında sıkışmadan bugünümüzü yaşamak gerekiyor.

Geleceğe yatırım yapmak, geçmişte yaşananlardan dersler çıkarmak ve olumsuz yaşantılara güçlü bir şekilde hoşça kal demek lazım. Sağlıklı bir hoş geldin ve sağlıklı bir hoşça kal için affetme mekanizmamızı çalıştırmalıyız. Hem kendimizi hem diğer insanları affedip, olumsuz duygulardan ve geçmişten gelen duygu yüklerinden kurtulmamız gerekiyor.

Psikolojik deneyimler aslında bireyin psikolojik açıdan güçlenmesini de sağlar. Dezavantaj gibi görünen durumları, birey kendi içinde geliştirdiği savunma mekanizmalarıyla avantaja çevirebilir. Böylece birey, kendi içsel dünyasına yaptığı bu özel yolculukta acılarına yüklediği anlamlarla derinleşir ve yaşam böylece deneyimlerimizle hayatın içindeki acı, tatlı, iyi, kötü gibi durumlara atfettiğimiz değerlerle mana kazanır.

Geçmişi temizlemek konusuna geçmeden önce, şu hususu en başta belirtmek gerekir:

Yaşantıyı silmek, unutmak sistemsel olarak mümkün değildir. Beyin, “Bu benim canımı çok sıkıyor, şu yaşantıyı delete yapayım” diyemez. Ancak bir organik sorun (hastalık veya ağır yaşlılık) durumunda bu kısmen olabilir. Kimse de yaşanmış bir olayı silmek için nörolojik bir hastalık geçirmek istemez. O halde;

Yaşanılan bir şeyi unutmak değil, ancak doğru yorumlamak ve buna bağlı olarak da onun sebep olduğu duygulardan arınmak mümkün olabilir.

İlk yapılması gereken, unutmak için zihnimizi zorlamaktan vazgeçmektir. Geçmişi unutmaya çalışmak, hatırlama oranını arttırır. Çünkü unutmak için devamlı unutmalıyım telkinini hatırlamak zorundasınız. Bu durum ise, problemi çözülemez bir hale getirir.

Olumsuz içerikli geçmiş olaylarla yaşamak; çoğu zaman değersizlik, pişmanlık, suçluluk, kandırılmışlık, öfke, kin gibi duygu ve düşüncelere maruz kalmamıza neden olur. Aslında sadece olayı hatırlamak ile bitmez. İlave olarak az önce bahsettiğimiz duygu ve düşünceleri de beraberinde çağırırız. Peki, bu olaylar neden herkeste aynı etkiyi oluşturmaz? Bu olayı yaşayanlarda, neden hissedilen duygular farklıdır?

O halde bizi üzen ve mutsuz eden olayların bizzat kendisi değil; bizim onlarla ilgili bakış açımız, duygu, düşünce ve yorumlarımızdır

  • Olaylar ile yıllarca beraber yaşamak yerine onları çözmeye, analiz etmeye ne dersiniz?
  • Peki, bunu nasıl yapacağız?

Kişisel gelişim kitapları genelde “Unutun, takılmayın, anı yaşayın” gibi cümleler sarf eder. Ama bilmeliyiz ki, bu o kadar kolay değil, kolay olsa yapardık. Unutmak, yok saymak, küçümsemek veya abartmak da çözüm değil. Aşama aşama değerlendirelim:

Yaşanılan olayları öncelikle kabul etmeliyiz. Sorunu kabul etmeyen çözüm bulamaz. Ayrıca kabul etmek, onaylamak değildir. Yaşanılanı doğru bulmasak bile kabullenmemiz, çözümü kolaylaştırır. Keşkeler hayatımızda hayal kırıklıkları ve hataların suçluluk sonuçlarıdır. Olayın yaşandığı gerçeğini bizim bakış açımız değiştiremez

Sosyolojide bir kural vardır: “Olayı, zamanı içerisinde yorumlamak”

İşte esas noktamız bu. Biz başımızdan geçen olayları yorumlarken, o dönemden ve o günkü şartlardan bağımsız yorumluyoruz. Bu nedenle, hep bir eleştiri, bir haksızlık, pişmanlık, kandırılmışlık duygusu içine kapılıyoruz. İkinci bakış açımız bu olmalı. O gün yaşanılan olayı, bir bütün olarak ele alalım. Çevresel etmenler, ruh halimiz, olgunluk düzeyimiz, yaşımız, çaresizliğimiz, duygularımız vb. tüm etmenleri, başımızdan geçen olayları dikkate almadan doğru yorumlayamayız. Kendimize haksızlık etmiş oluruz. O zaman içinde tepkimiz, duruşumuz, bize verilen rol vs. tüm eylemler bir bütündür.

Eğer bugün olsa şöyle yapardım, keşke şunu deseydim, yapsaydım veya yapmasaydım gibi düşüncelerimiz var ise bunu o gün öyle gerekiyordu, şartlar onu yapmamı gerektirdi diyerek gerçekçi bir yorum geliştirebiliriz.

Değiştiremediğimiz, dışımızda gelişen olaylar ve çaresizliğimiz söz konusu ise sorumluluğumuz yoktur. Nedenleri ben seçmedim, kuralları ben koymadıysam sorumlusu da ben değilim diyebiliriz.

Kendimizi suçlamamız, sadece kendimizi kötü hissettirir. Niye böyle davrandım demek yerine yaşantıyı kabul et ve sorumluluğunu gözden geçir diyebiliriz. Kendimizi suçlasak da suçlamasak da bir şeyi değiştiremeyiz. Bunun yerine neden sonuç ilişkilerine odaklanmalıyız. O an çaresiz olabiliriz, kendimizi kötü hissedebiliriz, olgunluk düzeyimiz yetersiz olabilir. Nedenleri hem kendi gelişimimiz hem de çevresel etmenlerle beraber ele almalıyız.

Olayın yarattığı acı ve keder, bizim yorumumuzla şekillenir. Yani bizim o olayı yorumlamamız acı ve keder oranını direkt şekillendirir. Ayrıca acı var ise, hayatımızda önem verdiğimiz bir şey var demektir. Önemsiz bir şeyin acısı da değeri kadardır.

Bugünümüzü şekillendirirken çıkmaza düştüğümüzde, bunu geçmişe ve çocukluğumuza bağlamak bir savunma mekanizmasıdır.

Sonuçta, nasıl düşünürsek öyle hissederiz. Olayları doğru yorumlamak, doğru hisleri meydana getirir.

Olayları değiştirmeyeceğimize göre onları yorumlarken; kendimizi suçlamamalı, tüm şartları birlikte ele almalı, zamanın ruhu ilkesine bağlı kalmalı ve bugünkü şartlar ile geçmişi yorumlamamalıyız.

Bu konuda esas olan unutmak değil, kendimizi de diğer insanları da affetmektir. Affetmek, geçmişten gelen olayların duygusal yükünden kurtulmamızı sağlar. Düşünün ki, hem kendimize olan öfkeyi hem başkalarına olan öfkemizi ne kadar taşıyabiliriz? Ne kadar daha onları cebimizde taşıyıp bir yandan da mutlu olabiliriz?

Bu, hem yaşadığımız andaki pozitif duyguları kaçırır hem de bizi yıllarca depresif yaşamaya mahkum eder.

  • Unutmak; mekanik ve zihinsel olarak mümkün olmadığına göre en sağlıklısı affetmektir. Bu arada affetmek, aynı şeylerin tekrar yaşanacağı veya affettiğimiz kişilerle tekrar görüşeceğimiz anlamına gelmez. Sadece olumsuz duygulardan arınmak (kendimiz) için yaparız. Bu anlamda Allah’a bırakmak da affetmek anlamında manevi tedavi sağlar.

Bilinç düzeyimizi yükseltmek ve farkındalığımızı arttırmak için aşağıda sıralanan soruların cevaplanması faydalı olacaktır.

1 Yaşadığın olayı, arkadaşın yaşamış olsa ve sana şu an anlatıyor olsa, ona ne söylerdin? Nasıl bir öneride bulunurdun?

2 Bu olay başka nasıl düşünülebilir?

3 Şu an geçmişteki olay ile ilgili ne yapılsa kendini mutlu hissederdin?

4 ▬ Yaşadığın olayda sen neleri değiştirebilirdin?

5 ▬ Olayda farkındalığın yoksa sorumluluğun olabilir mi?

6 ▬ Farkındalığın var ama değiştirebilecek gücün yoksa yine sorumlu olur muydun?

7 ▬ Bu olaya hep bildiğin ve yorumladığın gibi bakmaya devam edersen ne olur?

8 ▬ Farklı baksan ne kaybedersin?

9 ▬ Şu an ne olsa o olaydaki karakterleri affederdin?

10 ▬ Affetmemek sana ne kazandırıyor?

Soruları bir kağıda yazıp tek tek cevaplarsak, olayı ve olayların derin analizini yaparak tekrar sorgulamış oluruz. En azından fark etmediğimiz bakış açılarını ve hataları da görmüş oluruz.

Kaynak: Serhat Yabancı (Evlilik Terapisti) / Diyanet Aile Dergisi / Kasım 2014 /bkz: 24-25

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.