Aklımızdan Geçen Çirkin Düşünce ve Vesveselerden Sorumlu muyuz?

23 Temmuz 2021 17:00
0

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki; Ümmetim, hatırına gelen işlerden, onları konuşmadıkça veya bizzat yapmadıkça sorumlu tutulmayacaktır.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki; Hz Allah, muhafız meleklere şöyle der: Kulum bir günah işlemeyi tasarladığı zaman, bu tasarısından ötürü ona o günahı yazmayın. Eğer o günahı işlerse bir kötülük yazın. Kulum bir iyilik yapmayı tasarladığı zaman hemen ona bir sevap yazın. Eğer tasarladığı iyiliği yaparsa ona on katı yazın.

Başka bir ifade ile deniyor ki; iyilik yapmayı tasarlayıp onu işleyene bir sevap, iyiliği tasarlayıp onu işleyene yedi yüze kadar sevap yazılır. kötülüğü sadece tasarlayıp yapmayana bir şey yazılmaz, yapana ise bir günah yazılır. Bütün bu ifadeler,;

İnsanın bir kötülüğü sadece içinden geçirmekle cezalandırılmayacağını gösterir

Şu deliller de içinizden dolayı hesaba çekileceğinize dairdir;

Yüce Allah buyuruyor ki; “Kalbinizde olan şeyleri açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker. Allah dilediğini dilediğine bağışlar ve dilediğine azap verir (Bakara Süresi 284)”

Yine Yüce Allah buyuruyor ki; “Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz, fakat bile bile yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. (Maide Süresi’68)”. Bize göre bu mevzuda doğru olan, kalbin amellerini başlangıcından itibaren azalarda görülünceye kadar bütün ayrıntılarıyla bilmeden bunun üzerinde durmamaktır. Bunları şöyle açıklayalım;

1-► Kalp de doğan ilk şeye hatır denir. Buna bir örnek verelim; Yolda giderken birdenbire insanın hatırına, arkasından gelmekte olan bir kadının sureti canlanır. İnsan o anda arkasına dönüp baksa kadını görecektir. İşte böyle kalp de bir şeyin aniden canlanmasına hatır denir.

2-► İlgi ve heyecan duyarak kadına dönüp bakmak insanın yaratılışında olan şehvetin harekete geçmesi demektir. Açıktır ki bu, birinci derecede olan hatırdan sonra meydana gelir.

3-► Bunlardan sonra kalbin hükmü gelir. Yani kalp, arkadaki kadına bakmayı emreder. İnsanın yaratılışı bir şeye yöneldiği zaman aradaki engeller kaldırılmazsa niyet ve maksat açığa çıkmaz. Çünkü insan bazen korktuğu için bazen de utandığı için o işi yapamaz. Buna da itikad denir. Görülüyor ki önce hatır, sonra ilgi daha sonra da itikad geliyor.

4-► Bakmak kesin karar vermektir.Buna da gerçekte “hemm” tasarlamak ve kasdetmek denir. Başlangıçta bu zayıf olabilir, ancak kalb birinci derecede bulunan hatıra yöneldiği zaman nefsi kendine doğru çeker ve böylece başlangıçta zayıf bir tasarı olan bakma eğilimi kesin bir karar halini alır.

Bu safhada insan bazen pişman olur o işten vazgeçebilir veya başka bir engel çıkarak unutabilir, o işte yapılmaz. Görülüyor ki bir aza ile bir iş yapmadan önce bu iş kalbde dört safhadan geçiyor. Bunlar sırasıyla; Hatır, ilgi, itikad ve hemm dediğimiz kesin bir karar verme safhalarıdır. Artık şunu söyleyebiliriz;

Kalp; Hatır ile sorguya çekilmez. Çünkü bu insanın iradesi dışındadır. Bunun yanında ilgi ve şehvet de insanın yaratılışında bulunduğu için onlardan sorumlu değildir. Peygamberimizin “Ümmetimden hatır bağışlandı” hadisinin manası budur. Çünkü bu hatır, nefiste oraya çıkan hatıralardan başka bir şey değildir. Ancak “hemm, azim” bunun gibi değildir. Bunlara hatır denmez.

Üçüncü safha itikaddır. Bu safhada kalp, evet bu iş yapılmalıdır diye hükmeder. Bu hüküm isteme ile baskı arasında tereddütlüdür. Kalp isteme kısmından sorumlu, baskı kısmından sorumlu değildir.

Dördüncü safha hemm, yani kesin karar verme safhasıdır. Kalp bundan sorumludur. Ancak kesin karar verdiği halde bu işi yapmadığı zaman, yani arkasına dönüp kadına bakmaktan vazgeçtiği zaman, eğer bu vazgeçiş Allah korkusundan olup, kararından pişmanlık duymaktan ileri gelmiş ise, bu insana bir sevap yazılır. Çünkü kararı bir günah işlemekti. Nefsi ile savaşıp bundan vazgeçmesi iyi bir davranıştır.

Nefsin isteklerine uygun bir günah işlemeye karar vermek, Cenab-ı Hakk’ı unutmaktan ileri gelir. Kişinin yaratılışının arzusuna karşı gelmek ise büyük bir kuvvete ihtiyaç gösterir. İnsanın nefsine ait arzularına karşı mücadele etmesi  Hz Allah için iyi bir ameldir. Çünkü bu, kişinin yaratılışında bulunan isteklerine uyarak, şeytanında dürtüsü ile onun yolunda gitmekten çok daha zordur.

Eğer bu vazgeçiş, Allah korkusundan değil de başka bir mazeretin ortaya çıkmasından veya başka birisinin korkusundan dolayı olmuşsa o zaman o kimsenin defterine bir günah yazılır. Çünkü o insanın bu kötülüğü gerçekleştirme kararı kalbinin isteğine bağlı işlerindendir. Yaptığımız bütün bu açıklamaların kaynağı aşağıda ki hadis-i şeriftir.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

Melekler: Ey Rabbimiz, şu kulun bir kötülük işlemeyi murat ediyor derler.

Cenab-ı Hak: Daha iyisini bildiği halde meleklere şöyle buyurur  Onu takip ediniz, eğer yapmak istediği o kötülüğü işlerse onun defterine günahının dengi kadar bir günah yazınız. Eğer terk edip yapmazsa bir iyilik yazınız, çünkü o kötülüğü işlemekten benim için vazgeçmiştir.

Hadis de geçen “Eğer terk edip yapmazsa” ifadesi ile Allah korkusundan dolayı vazgeçmiş olması murad edilmiştir. Yoksa bir günaha karar, sonra da Allah korkusunun dışında bir sebep yüzünden onu işlemekten vazgeçerse buna sevap yazılmayacağı açıktır. Çünkü İbn Mace’nin rivayetine göre;

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

İnsanlar, niyetleri üzere haşrolunurlar.

Biz biliyoruz ki gece yarısında: Sabaha çıktığında bir adam öldürmeyi veya zina yapmayı kafasına koymuş olarak ölen bir insan, bu günahları işlemiş olarak ölmüş kabul edilir ve öyle haşrolunur. Çünkü işlemeye karar verdiği bu günahları, Allah korkusunun dışında bir sebep yüzünden işleyememiştir, ancak bu onu kurtaramaz ve bir günaha karar vermiş olmanın cezasını çeker.

Doğrusu şudur ki; İnsanın iradesine dayana her türlü günah işleme kararından kişi sorumludur. Meğer ki kötülüğe olan bu kararını bir iyilikle ortadan kaldırmış olsun. Pişmanlık duyarak bile olsa bu kararını bozması elbette iyi bir davranıştır. Ancak bir sebep kazanabilmesi için, günah işlemekten çekinmesinin Allah korkusu sebebiyle olması gerekir.

Evet, insanın kulağıyla işittiği, gözüyle gördüğü, kalbinden geçen şeylerden sorumludur. Ancak şu da var ki; insan kendi iradesi olmadan ani olarak namahrem bir kadını görse, muhakkak ki bundan sorumlu tutulmaz. Fakat iradesi dışında ani olarak gördüğü mahremi olmayan bir kadına durup kasıtlı olarak bakmaya devam ederse,elbette ki bundan sorumlu tutulacaktır. Çünkü bu ikinci bakış, iradesi dışında değil, kendi isteği ile yapmış olduğu bir iştir.

Kaynak: İmam-ı Gazali /el-İhya / C:3 / bkz: 114-119

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.